(Bu incelemedeki hiç bir şey kurgu değildir, tamamen gerçek bir yaşantıyı yansıtmaktadır.)
Bir varmışsın, hem de çok güzel varmışsın, en güzel sen... Bir de bakmışlar ki bir sokak ortasında cansız yatıyorsun, artık yoksun.
Sene: 1971
Yer: Sosyal Bilgiler Fakültesi / Ankara
Olay: Anlatmaya dilimin varmadığı bir utançtan başka bir şey değil.
Gencecik delikanlıların memleketinden, annesinin dizinden, sıcacık aşından, babasının gölgesinden uzakta kimi zaman aç, kimi zaman parasız, kimi zaman ütüsüz gömlekle günlerini geçirdikleri bir yurt. Ve ODTÜ ile Hacettepe'nin ardından Sosyal Bilgiler Fakültesine polisler tarafından yapılan bir baskın. Bir tarafta 300 taze fidan diğer bir tarafta sakalsız oğlan demeden, ince oğlan demeden, sarı oğlan demeden hele biri var ki şiirleriyle bizi delik deşik edecek oğlan demeden; vurmuşlar Allah vurmuşlar. Öyle vurmuşlar ki, silahsız sopasız ancak 8 saat dayanabilmiş zavallı çocuklar. O da yetmezmiş gibi bir de alındıkları gözaltında maruz kalırlar aynı işkenceye. Tüm bu yaşananlar şöyle yansır Arkadaş'ımızın kalemine:
"biz üçyüz yurtseverdik
bir gün sularken çiçeklerimizi
üçbin kişilik düşman ordusu
ve onun paralı sivil askerleri
saldırdılar yurdumuza"
Yaşadıklarını yansıtmıştır şiirlerine. Neredeyse her bir dizesi bir yaşanmışlığa ithafendir. Bir de yaşayamadıkları vardır tabi, bazı yaşanmışlıkların etkisiyle. En çok da o baskında vurulan darbelerin tesiriyle.. Bir polis ne kadar acımasız, ne kadar insafsız olabilir? Söyleyeyim ben size, sakalsız bir oğlanın kız kardeşine şunu diyebileceği kadar:
“Biliyor musun, bir gün dayanılmayacak kadar ağrıyor. Sanki kafamın içi sallanıyor, boşalıyor gibi. Acaba kötü bir şey mi var?”
Böyle işte, bazı büyük baş ağrıları yazdırmıştır ona en güzel şiirlerini. Hüzün işlemiştir her bir şiirinin