Sonu hüzünlü biten ve hırslarımızı sorgulatan etkileyici bir kitap.
Denizden çıkardığı inci başına büyük dertler açar Kino’nun. Çünkü inci öyle büyük ve gösterişlidir ki herkes sahip olmak ister. Bütün kasabanın tek derdi bu inci olmuştur ve Kino’nun inciyle ne yapacağını merak ederler.
Çocuğunu tedavi etmeyen doktor inciyi duyunca kalkar evlerine kadar gelir. Bilmiş tavırlarıyla inciyi saklama konusunda teklif bile yapar.
İnci tüccarları aralarında anlaşır ve aslında pahalı olan inciyi değersiz göstererek satın almaya çalışırlar.
Peki bu servet değerindeki inciyle Kino ne yapmak ister? Geleceğe yönelik hayaller kurmamış mıdır?
Eşi incinin başlarına dert açacağından korktuğu için inciyi elden çıkartmasını ister. Fakat Kino inciyle gerçekleştireceği hayallerinden vazgeçmez. Bu durumda eşine bile zarar verecek hale gelir.
Zaten sonrasında felaketler yaşanır ve kasabayı terk etmek zorunda kalırlar. Fakat felaketten yine de kurtulamazlar ve kötü bir son yaşanır.
Günümüzde de böyle değil midir? Körü körüne peşinden gittiğimiz hırslarımızın kurbanı oluruz. Yüzümüze bakmayan kimselerin bir servet elde ettiğimizde peşimizde nasıl dört döndüklerini görürüz. Bir başarı yakaladığımızda çevremizin kıskanacağı bir merak konusu oluruz.
Paragrafın başında da söylediğim gibi kitap hayatlarımıza güzel bir dokunuş yapmış.
Keyifli okumalar…