Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildi, isteğin fazlası, şansı kaçırabilirdi, insan bir şeyi tam ölçüsünden istemeyi bilmeli, Tanrı’yı, tanrıları kızdırmamalıydı.
Issız bir adaya düşen bir grup çocukla başlıyor hikaye. Birbirinden farklı karaktere sahip çocuklar... Kendi kurallarını koyan, görev dağılımı yapan, medeniyetlerini yaşatmaya çalışan fakat zamanla kopmaların yaşanacağı, güç savaşlarının meydana geleceği günlere doğru ilerliyorlar.
İlk başta adadaki özgürlükleri, oynadıkları oyunlar hoşlarına gitse de kurtulmanın yolunun ateş yakıp işaret vermeleri gerektiğine karar veriyorlar. Büyük bir ateş yakılıyor fakat o ateş ne kadar sürdürülebiliyor? Baraka kuruyorlar fakat sonrasında çoğu görevlerinden cayıyor. Sorumluluklar yerine getiriliyor mu?
Avlanma duygusunu yani kan akıtma hazzını yaşayan çocuklar ise artık gruptan ayrılıp kendi kabilelerini kuruyorlar.
Güç, medeniyetin önüne mi geçiyor?
Kitabın bende bıraktığı soru:
Ne kadar masumuz?
Keyifli okumalar…