İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, İstanbul ile Anadolu kültürlerinin birbirlerine giderek yabancılaşmalarından kaynaklanan büyük kent ile köy yaşam biçimlerinin farklılığı, bazı geçiş toplumu bireyleri tarafından abartılmış bir biçimde algılandığından, bu insanlar kentin merkezine geçişi toplumsal sınıf atlama ile karıştırmaktadırlar. Bu olgu bazı insanların kısa sürede güç ve para kazanma hırsı içinde yoğun engellenme duyguları yaşamalarına ve kendilerinin de kendi yaşam biçimini ne denli etkileri altına aldıklarını görememelerine neden olmaktadır. Geçiş toplumunun Ankara ve İstanbul nüfusunun ve toplam Türkiye nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturduğu göz önünde bulundurulduğunda, öteden beri kentte yaşamakta olan insanların da kendilerine yabancılaşmaları kaçınılmaz bir sonuç olmuştur. Dolayısıyla, yabancılaşmayı iki tarafta yaşamaktadır ve gerçekte, bir senteze ulaşana dek sürecek olan bir “alt kültürler çatışması” söz konusudur.