Büyük bir yarası, bir derdi olmalıydı. Onulmaz bir yarası… belki kimi kimsesi, belki anası babası, belki kardeşleri, belki bir sevdiği yoktu. Dünyanın ortasında tek başına kalmış bir hali vardı. Yalnız, yapayalnız..
Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, aklıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
Zira yaşamda öyle büyük yol ayrımları, öyle çok edici keskin dönüşler, nereden geldiği belli olmayan bir kasırgada
bir diğer tarafa savruluşlar vardır ki, ne kadar geriye sarıp “ Ama neden, nasıl?” diye baksak da, tam olarak ne olmuş olduğunu anlayamayız.