İbn-i Rüşd , der ki :” Kimseden daha iyi olmadığınızı anlayacak kadar mütevazi,herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar bilge olun.”
Farklılıklarımız, hem fiziksel hem ruhsal olarak farklılıklarımız… Bizi biz yapan zenginlik iken aynı zamanda imtihan sebebimiz olabiliyor.
Eleştiriyoruz, kırıyoruz, inciniyor, incitiyoruz. Kiminin hikayesinde iyi iken diğerinin hikayesinde yaralayan oluyoruz. Çünkü taşıdığımız bu farklılıklarla birlikte yaşamak, iletişim kurmak zorundayız. Daha da önemlisi ise hepimizin ortak olarak talip olduğu bir cennet var, kazanmayı istediğimiz Rabbimizin rızası var.
Kendi benliğimize kapılıp ötekini unutmuşken, ömrümüzü ve güzellikleri hızla, bilinçsizce tüketirken nasıl olacak kurulması zor olan denge haline varmak? Nasıl olacak hayatın her anında her alanında itidalli olabilmek?
Takip ederek, taklit ederek.Üsve-i Hasene olan peygamberimizin tedrisatından geçmiş, yaşayan birer kitap olmuş Ashab-ı Kiramı tanıyarak olacak. Muhammet Emin hoca, çok kıymetli bir seri ile bu ihtiyacımıza cevap veriyor. Sohbetlerinde aşina olduğumuz coşku ve içtenliğin yazıya aktarılırken kaybolmadığını görüyoruz bu da üslubu herkes için, akıcı ve anlaşılır kılıyor. Her il ve Kıbrıs’ın dahil edilmesi ile 82 il 82 sahâbi karşımıza çıkıyor. Öncelikle o ilin öne çıkan özelliği ya da kısaca tarihçesine değinilip sonra anlatılacak olan sahabe ile neden eşleştirildiği veriliyor. Her bir sahabenin anlatımı bittikten sonra da çıkarılması gereken mesajlara ayrılan birer sayfalık kısımlar var.
Sadece buralar dahi acaba bende hangi özellikler mevcut hangi huylarımı bırakmalı yerine hangilerini katmalıyım diye düşünmenize ve öz eleştiri yapmanıza vesile oluyor. Üzerine bolca tefekkür edilmesi gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Kendimize şunu sormalı: Cennette