Gülün adı Umberto Eco'dan okuduğum ilk kitap. Kendisinin de ilk romanı aynı zamanda. Öncelikle isminin neden 'Gülün Adı' olduğundan bahsetmek istiyorum. Umberto Eco kitabının sonunda da bundan bahsediyor. Aslında kitabın ismi ilk başlarda "Suç Manastırı" imiş. Ama bu isim okuyucuda sadece polisiye roman etkisi yaratabileceği için bu isimden vazgeçmiş. Daha sonra kitabın aynı zamanda anlatıcısı olan "Melk'li Adso"yu düşünmüş fakat bu ismi de yayıncılar tarafından o zaman için beğenilmeyeceği için vazgeçmiş. Ve son olarak aklına "Gülün Adı" gelmiş. Eco isim hakkındaki açıklamayı da eklemiş kitabın sonuna : "Gülün Adı fikri hemen hemen rastgele geldi aklıma; hoşuma da gitti, çünkü gül öylesine anlam yüklü, simgesel bir nesnedir ki, neredeyse artık hiçbir anlamı yoktur; gizemli gül ve bir gül güllerin yaşantılarını yaşamıştır, Güller Savaşları, bir gül bir güldür, bir gül bir güldür, bir gül bir güldür, Gül-haçlar, olağanüstü güllerin güzellikleri, mis gibi kokan taze gül. Okuyucu haklı olarak allak bullak oluyor, bir yorum yapamıyordu; dizenin olası adcı okunuşlarını sonunda kavrasa bile, kitabın sonuna varmış, kim bilir hangi başka seçimleri çoktan yapmış oluyordu. Bir kitabın adı fikirleri karıştırmalı, onları bir araya toplayıp düzene sokmamalıdır."
Kitabın adından sonra içeriğine gelirsek, kitap; 1327 yılında İtalya'da bir manastırda gerçekleşen bir cinayeti soruşturmak için eski sorgucu rahip William ve yardımcısı Adso'nun bu manastıra gelmesiyle başlıyor. William tıpkı Sherlock Holmes gibi gözleme dayalı çıkarımlar yaparak hikayenin başında da hünerlerini gösteriyor. Adso ise daha çömez bir rahip. Ama ikisi de hikayenin merkezinde. Kitaptaki tek gizemin işlenen cinayet olmaması, tek başına ayrı bir gizem olan manastır kütüphanesinin hikayeye dahil olması kitabın