Mérinya

Aile dışında kalan insanlarla ilişkilerim senin etkin yüzünden muhtemelen daha çok zarar gördü.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben örneğin senin etkinin insanı adeta sürekli en derinden, en sert biçimde boğan halkasının içinde yaşamamalıydım, ama gerçekte öyle yaptım.
Kafka'nın Diktatör örneği çok çarpıcı. Ebeveynlerin aileyi özgürlük ve konfor alanı olarak görmediği zamanlarda çocukların gözünde sadece bir diktatör olarak kalır. İnsan ailesiyle mutlu olmaktan çok dışarıda mutlu ise zaten o bir aile figürü olmaktan çok başka bir şeye dönüşmüştür... İşte o satırlar: Senin etkinin ve buna karşı verilen savaşın başka sahalarını da anlatabilirdim, ancak emin olamadığım alanlara girer ve kurgulamak zorunda kalır dım; bu ayrıca en eskiden beri mağazadan ve aileden kendini çektikçe daha cana yakın, daha hoşgörülü, daha kibar, daha saygılı, daha katılımcı (dıştan da demek istiyorum) olursun, evet örneğin tıpkı bir diktatörün kendi ülkesinin sınırları dışına çıkığında despotluğunu sürdürmeye nedeni kalmaması ve alt tabakadan kişilerle de iyi niyetle yakınlık kurabilmesi gibi.
Cimrilik derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir .
Babaların evlatlarına olan harcamalarındaki tavrı bile insanın hayata atılımı ve aidiyeti noktasında ciddi hasarlar verebiliyormuş demek . Bu satırlar hafife alınmamalı bence. Hırs ve azim de aile tutumuyla alakalı .Bazen çocuk dilenci gibi hisseder bazense güçlü ve ait , bunu da azmine serpiştirir ve iyi yerlere gelir zincirleme bütün. İşte o satırlar: " Verdiklerinin tadını çıkarabildim, ancak bunu utançla, bezginlikle, güçsüzlükte ve suçluluk bilinciyle yapabildim yalnızca. Bu yüzden sana her şey için eylemlerimle değil, dilenci gibi teşekkür edebildim yalnızca. "