Mérinya

Puan vermedi·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 21:31
– Osho / Akıl Bu sefer kitabın yarısına gelmişken inceleme yapmak istedim. Elime aldığımda ilgimi çeken kitaplardan biriydi. Ama okurken ilk bölümleri ayırıp daha çok sesli okumalar şeklinde anlayarak hatta gerektiği yerde okuduğumu tekrar ederek ilerlediğim bir kitap.Osho’yu ezoterik bir guru gibi değil de , bir düşünür gibi okumaya gayret ettim .Osho’nun Akıl kitabı, klasik anlamda “okunan” bir kitap değil; daha çok okuru sürekli durduran, yoran ve zaman zaman da bilinçli biçimde sabrını test eden bir metin. Kitap ilerledikçe fark ediliyor ki Osho’nun amacı bir felsefe inşa etmek ya da net kavramlar öğretmek değil; aksine, zihnin alıştığı düşünme biçimlerini tekrar tekrar köşeye sıkıştırmak. Bu yüzden metin sık sık uzuyor, aynı fikirler farklı metaforlarla yeniden dolaşıma giriyor ve okur bazen “anlamadım mı, yoksa özellikle mi anlaşılmıyor?” sorusuyla baş başa kalıyor. Osho’nun sürekli vurguladığı “zihin yoktur " ifadesi, ilk bakışta düşünceyi tümüyle reddeden tehlikeli bir iddia gibi durabilir. Ancak metin dikkatle ve eleştirel bir mesafeyle okunduğunda, burada kastedilenin düşüncenin yokluğu değil; zihni, sabit ve seni tanımlayan bir özneye dönüştürme alışkanlığı olduğu anlaşılıyor. Düşünceler geliyor ve geçiyor; problem, bu geçici akışı “ben” diye sahiplenmekte başlıyor. Osho’nun itirazı tam da bu noktaya yöneliyor. Bu kitap, teslim olunarak okunduğunda zihni küçümseyen bir dogmaya dönüşebilir; yalnızca felsefi bir metin gibi okunduğunda ise yorucu ve tekrarlarla dolu görünebilir. Ancak eleştirel bir okuma ile, kişisel deneyimle birlikte ele alındığında, Akıl güçlü bir farkındalık alanı açıyor. Osho burada bilgiyi sahiplenilecek bir şey olarak değil, akan bir nehir gibi düşünüyor: kimsenin mülkü olmayan, fakat herkesin temas edebileceği bir akış. Kitabın değeri
Felsefe-Düşünce
AkılOsho · Butik Yayınları · 202152 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.··
2025 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 00:16
Boyalı Peçe: Kendini Bulmanın Zorlu Yolları --- W. Somerset Maugham’ın "Boyalı Peçe" adlı eseri, sevgi, ihanet ve insanın kendini keşfetme çabası üzerine kurulu. Yazarın üslubu ve hikâye anlatımı, karakterlerin derinlikli iç dünyalarını ve yaşadıkları dönüşümleri etkileyici bir şekilde ele alıyor. İlk kez bu yazarı okuduğum için, anlatım tarzının beni bu kadar sürükleyeceğini tahmin etmemiştim. Kitap baştan sona kendini okutuyor; özellikle olay örgüsünün sürükleyiciliği ve karakterlerin yaşadığı yoğun duygular okuru hemen içine çekiyor. Ancak, konunun doğası gereği bazı spoilerlarla karşılaşabilirsiniz, bu yüzden dikkatli okumanızı öneririm. Şimdi, kitabı daha ayrıntılı olarak inceleyelim. --- Kitabın Konusu Kitap, Kitty ve Walter arasındaki karmaşık bir ilişkiyi merkeze alıyor. Kitty, duygusal anlamda eksik hissettiği bir evlilikte, kendini yanlış bir ilişkide bulur. Walter ise sessiz ama derin bir aşkla Kitty’ye bağlıdır. Ancak, bu sevgi bir süre sonra fedakârlık sınırlarını aşarak trajik bir hikâyeye dönüşür. Walter’ın, ihanetin ardından aldığı beklenmedik kararlar, hem Kitty’yi hem de okuyucuyu bir vicdan muhasebesine sürüklüyor. Hikâye boyunca Kitty’nin, yaşadığı hatalarla yüzleşmesini ve kendini yeniden tanımlama çabasını izliyoruz. --- Karakterler ve Temalar Kitty, başlangıçta yüzeysel ve bencil bir karakter gibi görünse de hikâye ilerledikçe onun kırılgan yönleri ortaya çıkıyor. Yaptığı hataların farkına varması, karakteri derinleştiren önemli bir nokta. Ancak, beni hayal kırıklığına uğratan şey, Kitty’nin bu farkındalıklara rağmen gerçek bir değişim gösterememesi oldu. Kitabı okurken sık sık “Neden hâlâ aynı şeyleri yapıyorsun?” diye sitem ettim. Walter ise hikâyenin en etkileyici karakterlerinden biri. Sessiz fedakârlığı ve Kitty’ye olan sevgisi,
Boyalı PeçeW. Somerset Maugham · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20163,651 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 15. kitabı
HoşbeşHoşbeş Merhaba sanırım uzun bir süredir inceleme yapmıyorum. Onun bir aradan sonra Hoşbeş adlı kitap üzerine bir inceleme yazmak istedim. Hani bazı kitapları okuduğunuzda işte bunlar ileriki yaşlarda bir daha okunmalı dersiniz ya açıkçası hoşbeş adlı kitap benim için böyle bir kitaptı. Yine de bana bir çok şey katmıştır muhakkak. Kitap aslında bir günde bitirilebilecek bir kitap . Anlayamadığım bazı terimler oldu bunlar için kısa bir araştırma yaptım okurken O yüzden size de öneririm bir gün de bitirmeyin ama çok uzun da tutmayın derim. Ben bu kitabı okurken sonlara doğru özellikle George orwell'ın bir kitabı var 1984 bir an onun içindeymişim gibi hissettim. Kitapta medyanın piyasaların bizi nasıl manipüle ettiğinden bahsetmesi dolayısıyla da olabilir. Ben özellikle beni çok etkileyen bir kısımdan bahsetmek istiyorum tam olarak ismini hatırlamıyorum ama kitapta bir arkadaşından bahsediyor yazarımız.(Spoiler ) Bu arkadaşı ressam ama resimleri hiç satmayan bir ressam ama aynı zamanda da sanattan zevk almayı bilen ve bu durumu kendine hiç dert etmeyen de biri aynı zamanda , hiçbir zaman böyle bir kaygısı da olmuyor bahsi geçen arkadaşın. Çok çok mütevazı bir hayatı var israftan kaçınan . Öyle ki o arkadaşını görmeye gelen gerçekten alanında çok başarılı insanlar da oluyor ve ben buna baktığımda aslında herkesin belli bir noktadan sonra özlem duyacağı şeyin minimalizm ve huzur olduğunu hissettim okurken . Hep deriz az çoktue diye. Yazarın bu arkadaşı da gerçekten bu felsefeye göre yaşayabilen biri . Hatta bazen o kadar da değil dediğiniz oluyor , şaşırabiliyorsunuz. Ve yazarımız sıkça bu arkadaşım karakterinden bahsediyor. Hem hayran olması hem de nefret edilesi bir ikilemde kalmış gibi geldi bana yazar elbette ki nefret etmiyor ama her böyle insanın toplum içinde
Felsefe-Düşünce
HoşbeşJohn Berger · Metis Yayıncılık · 2017795 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2024 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 17:14
Ölümcül KimliklerÖlümcül Kimlikler Aamin Maalouf'un "Ölümcül Kimlikler" kitabının dilini üst düzey buldum .Çünkü tarihi sosyolojik vs .bir çok öğeyi içinde barındırıyor . Özellikle tarihi anlamdaki eksikliklerim her noktada asgari düzeyde bir bilgi taraması yapmama neden oldu. Maalouf'un ölümcül kimlikler de vurguladığı temel noktalardan birinden bahseder incelememe başlamak istiyorum bu temel nokta kimliklerin çok katmanlı ve esnek olması buna kitabin ana teması da diyebiliriz bence .Yanlız kimliklerin çok katmanlı ve esnek olduğu ve birden fazla kimliği bir arada barındırmanın kişinin özünden kopması anlamına gelmediğini aksine bunu bir kimlik zenginleşmesi olarak gördüğünü de kitaptan anlamak mümkün.Tarafsızca eleştirileri özellikle kısa değinmeler gibi olmuş olsa da (değinme dediği derinlik açısından değil hep uzunca konuşacak gibiyken tadında bırakır gibi bir his ) Cumhuriyetin kuruluşunda yapılan değişimlere olan bakış açımıza da geniş bir perspektif sunuyor. Özellikle Arap alfabesinden sıyrılmamızı bizi köklerimizden alıkoyoyormuş gibi bir düşünce silsilesine sahip olan insanların duruma daha evrensel bir bakış getirmesi yönünden değerli bulduğum bir kitap . Ve ayrıca Maalouf' çok uluslu çok kültürlü toplumları bir arada yaşayamayan bireyler olarak görmemesine de değineceğim çünkü sonlara doğru hastalığa benzettiği bir durum var ve orada yazarın demek istediği şey bu çeşitliliğin yönetilmesinin zorlukları ve yanlış kimlik politikalarının nasıl Ölümcül sonuçlar doğurabileceği gerçeği okurken hastalık olarak görmesini olumsuz bir nitelik mi diye de düşünmüştüm ama hastalıktan kastının bir bakıma az önce de dediğim gibi .Bir takım zorlukları içinde barındırması hasebiyle olan bir benzetme yapmılmış.Yazar bu düşüncesini de kanıtlar nitelikte olan tarihteki bir çok örnekle bizleri
Felsefe-Düşünce
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
Puan vermedi
Bu sefer bir kitabı okurken analiz etmek istiyorum her bölüm sonrası buraya bir kaç şey ekleyeceğim kitap bitene kadar .Biraz özet ve kişisel yorumlarım karışımı bir şey olacak o nedenle kitabı henüz okumayanlar için değildir. Kitap öyle dolu bir kitap ki hiç bir şeyi unutmak istemiyorum, sizler de okumuş iseniz hoş geldiniz o zaman :) Büyük okyanusun keşfinden başlıyor kitap 25 Eylül 1513 Nuňez de Balboa'nın Panamadaki Darien ormanlarını geçerek Büyük Okyanusu keşfini anlatıyor. Bu keşif, Pasifik okyanusu'nun varlığını Avrupa'ya doğruluyor ve pasifik'in batı kıyılarının aranmasına yol açıyor. İspanyol imparatorluğunda önemli bir figür olan Balboa politik entrikalar rakipleriyle olan çatışmalar nedeniyle idam ediliyor . Ve Bizansın fethi : 29 Mayıs 1453 Sultan Murat'ın en büyük oğlu Manisa sancakbeyi Mehmedin Bizansı fethindeki azimini gözler önüne seren bir bölüm. Mesela beni etkileyen kısımlardan biri de şu Mehmet II'nin Konstantinopolis'i fethinden sonra, geleneksel olarak savaş ganimetleri alınabiliyordu ve hiç bir ganimeti sahiplenmememesi askerlere bunu ödül olarak sunması da fetih için ne kadar kararlı olduğunu gözler önüne seriyor . Ve Avrupa tarihinin en acıklı sahnelerinden biri, insanlığın hiçbir zaman unutmayacağı o an Bizansın Fethi . Kerkaporta kapısının açık unutulmasıyla Türkler bizanslı dışsur sonuçlarını arkadan sarıverdiklerinden artık her şey için çok geçtir. Batı dünyası kendi mezhep savaşlarından gözlerini açamadığı için bizans'ı kaybetti . Türkler ise Ayasofalarını almış oldu. Sonra yazarın dediği gibi fakat insan yaşamında olduğu gibi tarihte de bir gün kaybolmuş Bir anın yakınıp övünmek de geri getirilebileceği hiç görülmemiştir . Bir tek saatin kaybettiği şeyi , 1000 yıl geri getiremez. Ve en sevdiğim bölümlerden biri George
İnsanlığın Yıldızının Parladığı AnlarStefan Zweig · Zeplin Kitaplar · 20176,8bin okunma