Mérinya

Kendini gerçekleştirme denilen şey, hiç de ulaşılabilir bir şey değildir. Bunun da basit bir nedeni vardır: Kişi buna ulaşmak için ne kadar çok uğraşırsa, bunu da o kadar çok kaçıracaktır. Başka bir deyişle, kendini gerçekleştirme, sadece kendini aşmanın bir yan ürünü olarak olasıdır. Burada söylenmek istenen şey, kendini gerçekleştirmenin doğrudan bir hedef olarak peşinden koşulamayacağıdır. Çünkü kişi, sırf kendini gerçekleştirmek için çabaladığında, bu çaba bencil veya amaçsız bir döngüye dönüşebilir ve paradoksal olarak asıl hedefe ulaşmasını engelleyebilir. Viktor Frankl’ın bakış açısına göre, kendini gerçekleştirme ancak bir yan etki olarak ortaya çıkar. Yani kişi, anlamlı bir amaç uğruna çabaladığında, kendini aşarak başkalarına veya daha büyük bir amaca hizmet ettiğinde, farkında olmadan kendini de gerçekleştirir. Örneğin: Bir sanatçı, ünlü olmak için değil, sanata duyduğu tutkuyla üretim yaptığında gerçekten büyük bir sanatçı olabilir. Bir öğretmen, sadece kariyer yapmak için değil, öğrencilerine gerçekten katkı sağlamak için çalıştığında kendini daha tatmin olmuş hisseder. Yani, kendini gerçekleştirmek için değil, anlamlı bir şey yapmak için çabaladığımızda, kendimizi doğal olarak gerçekleştiririz.
Sayfa 125·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlığın, bunaltı ve can sıkıntısından oluşan iki uç arasında sonsuza kadar mekik dokumaya mahkûm oldu- ğunu söyleyen Schopenhauer’i anlayabiliriz.
Sayfa 121·Kitabı okudu
O halde insana, kendi yaşamına bir anlam vermesi konusunda meydan okumakta tereddüt etmeme- miz gerek. Ancak bu yolla, insanın anlam istemini uyku (gizlilik) durumundan uyandırabiliriz. Ruh sağlığı konusunda insanın her şeyden önce dengeye ya da psikolojideki deyişle “homeostasis”e, yani, gerilimsiz bir duruma ihtiyaç duyduğunu varsaymanın, tehlikeli bir sonuçlandırma olduğunu düşünüyorum. İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey, gerilimsiz bir durum değil, daha çok, uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir. İhtiyaç duyduğu şey, her ne pahasına olursa olsun gerilimi boşaltmak değil, onun ta- rafından yerine getirilmeyi bekleyen potansiyel bir anlamın çağ- rısıdır. İnsanın ihtiyaç duyduğu şey, homeostatis değil, benim “noö-dinamikler” dediğim şeylerdir. Yani kutbun birinin yükle- necek anlamla, diğerinin de anlamı verecek kişiyle temsil edildi- ği bu çift kutuplu bir gerilim alanındaki varoluşsal dinamiklerdir. Bunun, sadece normal koşullar için geçerli olduğu düşünülme- melidir; bu, nevrotik bireylerde çok daha fazla geçerlidir. Bir mi- mar eski bir kemeri güçlendirmek istediği zaman kemerin üze- rindeki yükü arttıracaktır, çünkü böylece parçalar daha sağlam bir şekilde birleşir. Bu nedenle terapistler, hastalarının ruh sağlı- ğını güçlendirmek istedikleri takdirde, kişinin kendi yaşamının anlamı doğrultusunda, yeniden yöneliş yoluyla belli ölçülerde gerilim yaratmaktan korkmamalıdır.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Bütün bunlardan, bu dünyada iki insan ırkı olduğunu, ama sadece iki ırk olduğunu -soylu insan “ırkı” ve soysuz insan “ırkı” öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her kesimine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da sadece soysuz insanlardan oluşmaz.
Sayfa 102·Kitabı okudu
“Was m ich nicht um- bringt, m acht m ich starker." (“Beni öldürmeyen şey, beni daha da güçlü kılar.”)
Sayfa 97·Kitabı okudu