Mezun olduktan sonra hissedilen duyguyu tanımlamış :
25 yıl-hayatının üçte biri-seni bir makine yapmak için boşa harcanıyor! Ve sonra seni yeniden açmak, seni yeniden insan yapmak gerçekten zorlaşıyor.
– Osho / Akıl
Bu sefer kitabın yarısına gelmişken inceleme yapmak istedim. Elime aldığımda ilgimi çeken kitaplardan biriydi. Ama okurken ilk bölümleri ayırıp daha çok sesli okumalar şeklinde anlayarak hatta gerektiği yerde okuduğumu tekrar ederek ilerlediğim bir kitap.Osho’yu ezoterik bir guru gibi değil de , bir düşünür gibi okumaya gayret ettim .Osho’nun Akıl kitabı, klasik anlamda “okunan” bir kitap değil; daha çok okuru sürekli durduran, yoran ve zaman zaman da bilinçli biçimde sabrını test eden bir metin. Kitap ilerledikçe fark ediliyor ki Osho’nun amacı bir felsefe inşa etmek ya da net kavramlar öğretmek değil; aksine, zihnin alıştığı düşünme biçimlerini tekrar tekrar köşeye sıkıştırmak. Bu yüzden metin sık sık uzuyor, aynı fikirler farklı metaforlarla yeniden dolaşıma giriyor ve okur bazen “anlamadım mı, yoksa özellikle mi anlaşılmıyor?” sorusuyla baş başa kalıyor.
Osho’nun sürekli vurguladığı “zihin yoktur " ifadesi, ilk bakışta düşünceyi tümüyle reddeden tehlikeli bir iddia gibi durabilir. Ancak metin dikkatle ve eleştirel bir mesafeyle okunduğunda, burada kastedilenin düşüncenin yokluğu değil; zihni, sabit ve seni tanımlayan bir özneye dönüştürme alışkanlığı olduğu anlaşılıyor. Düşünceler geliyor ve geçiyor; problem, bu geçici akışı “ben” diye sahiplenmekte başlıyor. Osho’nun itirazı tam da bu noktaya yöneliyor.
Bu kitap, teslim olunarak okunduğunda zihni küçümseyen bir dogmaya dönüşebilir; yalnızca felsefi bir metin gibi okunduğunda ise yorucu ve tekrarlarla dolu görünebilir. Ancak eleştirel bir okuma ile, kişisel deneyimle birlikte ele alındığında, Akıl güçlü bir farkındalık alanı açıyor. Osho burada bilgiyi sahiplenilecek bir şey olarak değil, akan bir nehir gibi düşünüyor: kimsenin mülkü olmayan, fakat herkesin temas edebileceği bir akış. Kitabın değeri