“Yoksa ben yaşamımı heder eden biri miyim?diye sordu aynaya içi sızıldayarak, yoksa ben anamın dediğince ne kiliseye ne camiye yarayan biri miyim,ben yoksa boşu boşuna başını sivri kayalara vuran,her vuruşta onulmaz yaralar alan,her yaralanışta işte bakın beni gene bu toplum yaraladı diye kanlarını akıta akıta dolaşan ve toplumun o kanlarını görüpte hastasını anlayacağını uman, yarasından dolayı gögsü kabaran her başarısızlığında var mı benim gibi toplumuyla uyuşmayan yüce bir insan diye kendine güveni artan işte ben dünyayı ileriye doğru değiştirmekte emeği geçenlerden biriyim diye için için devleşen ve durmadan yeni yeni yaralar arayan yaralarından ve devliğinden kimsenin haberi olmayan emeği eline verilmiş biri miyim ben yoksa?”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Yalnız beni bir daha 'Gündökümü' nde harcama. Ne de olsa ikimiz de iki-üç paragrafla geçiştirilemeyecek kadar zorlu bir çaba gösterdik aramızdaki 'şey'i anlamak için. Bildik hiçbir şeye benzemiyor ki.''
''Acıyı bulamıyorum, yabancılık, özlem bulamıyorum. Derin bir sevgi ya da bir ilişki bulamıyorum. Hep o gözlemciyi görüyorum, düşüşleri ve çıkışları düzenleyen gözlemciyi. Beni, yaşamımı gözleyen, beni fırtınalarla uçuşturan, karanlıkla seviştiren, güneşle doğuran, bulut olarak Doğu Denizi'ne yağdıran gözlemciyi. Bana yutkunmayı güçleştireni.''