Mutluluk herkesin istediği ama pek azının bulabildiği bir şeydi. Yalnızca bir türlü mutluluk vardı ama görüntüleri binlerce türlüydü. Bir baştan binlerce başı ayrılmış bir pınarın neresinde hangi mutluluğu yudumlayacağını kimse bilemezdi.
Diğer yandan, sektörde herkes, farkında olsunlar yahut olmasınlar, bir biçimde altının kölesi olarak yaşardı. Bu sarı parıltıda öyle bir güç vardı ki, tüketenleri düşünceleriyle, üretenleri de bedenleri ile köleleştiriyordu.