¶ Ben bir insanım.
Toprağına kurban olduğum canım ülkemde yeryüzü sofrasının bir misafiri kadar yer almak ve en fazla o nispette yaşamak istiyorum.
Kederle harmanlanmış bu topraklara dair bitmeyen bir umudum var ve bitmesin istiyorum.
Ayakların üşümeyi bıraktığı zaman bahar gelmiş olacak. Önce çiçek açıp ardından kiraz verecek kapının önündeki ağaç. Ve kimse toplamadığı için tek tek çürüyüp dökülecekler. Zamanla çürümenin ne demek olduğunu da gayet iyi bilirsin.
Kendisinin gözünde canlandırdığı gelecekte, hayvanların açlık ve kırbaçtan kurtuldukları, herkesin eşit olduğu, herkesin kendi gücüne göre çalıştığı ve Koca Reis'in konuştuğu gece yolunu şaşırmış ördek yavrularına kucak açtığı gibi güçlülerin zayıfları koruduğu bir toplum vardı.
Oysa, nedendir bilinmez, kimsenin düşüncesini açıklamaya cesaret edemediği, her yerde azgın, yabanıl köpeklerin hırlayarak kol gezdiği, yoldaşlarının korkunç suçları itiraf ettirildikten sonra paramparça edilişini seyretmek zorunda kaldıkları bir toplum çıkmıştı ortaya.
''Gurur!'' diye söze girdi. "Çok yaygın bir zayıflık, bana kalırsa. Gerçekten de, şu ana kadar okuduğum tüm kitaplardan, bunun yaygın olduğu sonucunu çıkardım.
...
...
...
Gurur, daha çok kendimize dair fikirlerimizle bağlantılıdır; kibirse başkalarının kendimizle ilgili edinmesini istediğimiz fikirle."