Birer küçük bardak su ve kahve fincanlarının yanına birer güllü lokum koymuştu. Tam eski İstanbul işi. Şu "cafe" lerin hiçbirinde bulunmazdı bu. İnsanlar niye güzel adetleri bırakır da hazır kahve içerler diye bir kez daha merak ettim.
Niye hiçbir sokağın, caddenin, meydanın, köyün adı aynı kalmıyor, sürekli değiştiriliyordu acaba? Tarihten kaçmak için mi? Her şeye sıfırdan başlamak için mi?... Demek ki biz fark etmeden sürekli bir kabuk değiştirme içindeydik... Geçmişini durmadan yeniden tanımlayan başka bir ülke var mıdır acaba diye düşünürken Akdoğanlar Sokağı'nı buldum.