Kadınlık mağarası bana sıcak geliyor ve sanırım söze dökülemeyecek kadar derin duygularla bana 'olmam gereken yerde olduğumu' hatırlatan o mağaraya tekrar tekrar geri döneceğim. Belki erkekler de erkeklik mağaraları için böyle düşünüyordur. Bunu sadece tahmin edebilirim tabii ki. Erkek ve kadın arasındaki farklılıkları sorgusuz sualsiz kabul etmek sağduyulu bir tavır olarak görülür. Fakat kadınlığı "evim" olarak görüyor olmam sürekli evde kalmak istediğim anlamına gelmiyor. Eğer hiç dışarı çıkmazsam mağara sıkıcı bir hale dönüşür. Kendimi bir mağaraya kapatmak için çok fazla enerjiye, meraka ve güce sahibim. Eğer sürekli mağarada kalırsam bazı yönlerim körelir ve bozulur. Kendime karşı sorumluluklarımı yerine getirmek istiyorsam -ki istiyorum- o zaman arzularımın peşinden gitmeliyim.
"Nasıl bir duygu?" diye sordu Nadia. "Hamile olmak yani."
"Tuhaf," dedi Aubrey. "Bedenin artık sana ait değil. Yabancılar karnına dokunup kaç aylık olduğunu soruyorlar. Bunu yapmaya hakları olduğunu onlara düşündüren ne acaba?..."