Aşkın en içten, en kırılgan hâlinin dizelere yansıması bu kitap. Hayatın anlamını aşkta arayan, bulan ve yer yer kaybeden birinin yakarışı...
Aşk'a dair şimdiye kadar okuduğum en şiirsel, en sanatlı sözleri bu kitapta buldum. Her bir cümle o kadar ince ince düşünülmüş ki, duygu da o denli yoğun biçimde geçti bana. Dolayısıyla okuması da zor bir kitaptı. Çünkü hemen hemen hiç alelade bir dize yok, hepsi sanatlı.
Bir romanda aşk'a dair bir cümle görürsünüz, olağan akış içinde onun başka bir duruşu vardır da hemen altını çizme ihtiyacı hissedersiniz ya. İşte o bir cümleden binlerce var bu kitapta. Altını çizdiğim de dolayısıyla bir çok yer var.
Bir ufak eleştirim şu olacak, kitap fazla dozda "aşk" içeriyor. Kitabın ismine bakınca bu yersiz bir eleştiri olarak görülebilir ama kitapta bir aşkın girişi, gelişmesi, sonucu; ya da geçmişi, sonrası olarak değerlendirebilecek pek bir şey yok. Sadece çok çok yoğun bir şekilde aktarılan aşk duygusu var. Kitap aslında mektuplardan oluştuğu için bu gayet normal ama bir oturuşta oturup rahat rahat okunacak bir kitap değil, öylesi ağır gelebilir. Uzun bir döneme yayılıp, günde 20-30 sayfa arası okunabilir. Net bir şekilde tavsiye edebilirim.
Zira günde 70 sayfa Aşka Dair Nesirler okumak kalbinizde kalıcı hasarlar bırakabilir....