W

Üslûb- u Beyan, Ayniyle İnsandır!!! Üç prenses annesi Ben bu dünyadan yalnızca geçiyorum sizin gibi kalıcı değilim… An vivere tanti est? open.spotify.com/track/3dyjALPqr...
Amalgam diş dolguları civa kirliliğinin önemli bir kaynağıdır ve ağır metal (civa) içerirler. Her bir amalgam dolgu, yaklaşık olarak bir termometredeki kadar civa içermektedir. Amalgam dolgularla uzun yıllar yaşamak vücutta ağır metal birikimine neden olur ve bu da vücutta birçok hastalığa yol açar. Migren, MS, göz, böbrek, kardiyovasküler, bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar, cilt rahatsızlıkları gibi pek çok hastalık, vücutta amalgam birikmesi sonucu oluşur. Civa yiyecek veya içeceklerle ağızdan alındığında vücuttan 15 gün içinde atılır. Ancak solunduğunda, 36 yıl boyunca vücutta kalarak zarar verir. Amalgam dolgular çıkarılırken civa açığa çıkacağı için bu dolguların özel koşullarda çıkarılması gerekir. Ayrıca kişiye amalgamın vücuttan atılmasını kolaylaştırmak için çeşitli vitamin destekleri verilir. Kısa bir süre içinde 7-10 amalgam değiştirmek depresyon, yüksek tansiyon, cinsel işlev bozuklukları, ağız kokusu, baş ağrıları, kadınlarda gebe kalamama, hafıza kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Amalgam dolgu karışımın yüzde 50'sini civa oluşturur. Civa, metalleri birbirine bağlayarak dolguyu sağlamlaştırır.
Reklam
Efsane poğaçamın tarifi de yolda:)
Doğal Diş Macunu Yapımı • 3 çorba kaşığı yoğurt • 1 tatlı kaşığı cep sodası ( Sodyumbikarbonat) • 3-4 damla limon • 1 çorba kaşığı misvak tozu • 1 çorba kaşığı doğal kaya tuzu ( Rafine tuz değil)
Barcelona' daki Katalan Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Silvia de Sanjose ile meslektaşlarının araştırmasında, "başta saç renklendiricileri olmak üzere, saç boyalarının lenfoma riskini artırdığı" belirtilmekte. De Sanjose, daha önceki araştırmaların saç boyasıyla kanser riski arasında bağlantı bulduğunu hatırlatarak, yeni araştırmada bu bağlantıyı, 6 Avrupa ülkesinden 4 bin 719 lenfoma hastasıyla ilgili verileri inceleyerek desteklediklerini söylemekte. Araştırmada, hasta kadınların dörtte üçü saçlarını boyarken, erkeklerinse yüzde 7'sinin boyadığı belirlenmiştir. Saçlarını boyayanlar arasında bu hastalığa yakalanma riskinin yüzde 19 daha fazla olduğu belirtilirken, saçlarını yılda 12 ya da daha çok boyayanların hastalığa yakalanma riskinin yüzde 26 daha fazla olduğu kaydedilmiş durumda. American Journal of Epidemiology dergisinde yayınlanan araştırmada ise, saçlarını 1980 öncesinden beri boyayanlarda lenfoma kanseri riskinin yüzde 37 daha fazla olduğu saptandı. De Sanjose ve ekibi, kadınlardaki lenfoma kanserinin kabaca yüzde 10'unun saç boyası yüzünden olabileceğini bildirmiştir.
Sudaki, kolalı içeceklerdeki, yiyeceklerdeki sodyum fluorid gerçek anlamda kitleleri aptallaştırmaktadır. Naziler ve Ruslar, kamplarında söz dinleyen ve otoriteyi sorgulamayan kişiler oluşturmak için sularına sodyum fluorid katmışlardır. Fluorid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi de içerir. Bu ise fluoridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanya’sında Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben'de gerçekleştirilmiştir. LG: Farben, sodyum fluorid sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları fluoridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki fluoridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra fluorid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor.
19. yüzyılda yaygın deyimle "şeytan zehiri" olarak bilinen sodyum fluorid fare zehiri olarak kullanılmaktaydı. Pek çok endüstri dalının atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprak altında depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali eritme özelliği de bulunduğu için sodyum fluoridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizm, bu zehirli atığın depolama maliyetinden kurtulmak için 'fluoridli diş macunları' masalını ortaya atmıştır. Başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerine fluoridin diş sağlığına faydaları üzerine sonucu baştan kararlaştırılmış araştırmalar yaptırılmış ve sonuçta her ülkede fluoridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır. Anti Fluorid Kampanyası'nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tip Merkezi'nden Dr. Bush, sodyum fluoridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu ifade etmiştir. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerikada içme sularına fluorid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki, hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu açıklanmıştır.
Reklam