W

Üslûb- u Beyan, Ayniyle İnsandır!!! Üç prenses annesi Ben bu dünyadan yalnızca geçiyorum sizin gibi kalıcı değilim… An vivere tanti est? open.spotify.com/track/3dyjALPqr...
lisans
2418 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·88 syf.··
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 15:12
Sesi beni benden alan kadının sözünü koydum şimdi de kendi deyimiyle kalbimin beyaz kalabilen yerine. En güzel mevsim hazan bana, onda geldim dünyaya belki ondan bendeki bu sevda ve Miras da adının güzelliği yüzüyle, gönlüyle rekabet eden Hazan öğretmenin adındaki hüzünden, gözündeki bakıştan gönlündeki birikintiden kısa ama yürek dolusu bir miras hissedebilen yüreğe. Yolunuz sesine de sözüne de düşsün mutlaka, ben yürekten düştüm🩵
MirasHazan Ayaz · Parana Yayınları · 202269 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·216 syf.··
2024 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 18:16
Her şehrin, oranın halkınca tanınan bir delisi vardır ve çoğunun hikayesinin altında bir deha yatar. Olağanüstü enstrüman çalan bir deli tanıyorum ben mesela, dereceyle yerleştiği fakülteye gidemeden kendini sokaklara atıp senelerce sadece yürüyen bir başka deli daha ve kendini insanlardan soyutlayıp sokaklarda sadece hayvanlarla ekmeğini bölüşüp onlarla yaşayan başka deliler. Bu delilik denilen kavram benim gözümde farkındalık demek. Gerçekten farkında olan deliriyor diye düşünüyorum. Ne kadar yüzeysel yaşar, hayata kendini ne kadar kaptırırsan o kadar akıllısın, o kadar koruyabiliyorsun akıl sağlığını. Hakan Günday’ın Asil’inde doğuştan geliyor bu delilik ama altında öyle bir deha yatıyor ki farkında olduklarıyla kendini yaşamdan azlettirmeden huzura kavuşması mümkün değil. Dediği gibi deha ile delilik arasında seyreden bir hayatı var Asil’in. Gerçekten görüyor, gerçekten duyuyor, gerçekten hissediyor Asil’in kafasındaki Asiller’i susturmasının tek yolu ise yaratmak. Dahi zamanlarında toplumun bütün pisliğini gün ışığına çıkaracak eserler ortaya koyarken, delilik zamanlarında kendini alkole verip, anne babasını esir alıp cezalandırmaya kadar vardırıyor işi. Ne kadar kötüsün adlı bir belgesel çekiyor mesela Asil, herkes mutlaka izlemeli… Ve nihayetinde aynı kaldırımda yürüseler birbirlerinin midelerini bulandıracak körler, sağırlar ve dilsizler azlediyorlar Asil’i hayattan. Bir tek altı yaşındaki Yahya görüyor Asil’i, bir tek o duyuyor, bir tek o hissediyor; Yahya’yı hisseden Asil gibi… Hakan Günday yeraltı edebiyatı denilen kavramın hakkını fazlasıyla veren bir yazar. Diğer kitapları gibi Asil’de de insan, toplum, teknoloji, para, istismar, bağımlılık, cinayet, intihar, linç, Tanrı, inanç yazarın tarzını yansıttığı her şey mevcut. Okuduğum ilk kitabından itibaren
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2023 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2023 05:27
Hepimiz ölmek için geliyoruz dünyaya ama bunu düşünerek yaşayamıyoruz, bir sebep lazım, bir anlam lazım bu yüzden tutunabileceğimiz ne varsa sıkı sıkı sarılıyoruz, sebeplerden soyutlarsak kendimizi, bir anlam bulamazsak boşluğun, hiçliğin, saçmalığın ucundan kıyısından farkına varmaya başlıyoruz. Ve o hiçlik, o anlamsızlık sizi içine çekmeye bir başladı mı…. Ya koşarak uzaklaşmak gerek ya da o bizi hızla yuvarlıyor içine. Nilgün Marmara bu hiçliğin içinde hızla yuvarlananlardan. Nilgün Marmara bu ölecek olmanın bilincinde olmaktan ziyade, yaşamı ölümde arzulayanlardan. Hayatta umduğu anlamı bulamayan, kendini bu gezegene ait hissedemeyen, dünyanın hiçbir aidiyetini kabullenemeyen, derdi kederle değil hayatla olan muhteşem bir şair. Nejat Bayramoğlu’nun “Bizim hiçbirimizin yapamadığı şeyi yaptı kız” yorumundaki gibi hepimizin aklından ömründe bir kez dahi olsa geçer intihar fikri ama şükür ki çoğumuz gerçekleştirmeyiz, çoğu zaman koşullara karşı yüzeysel bir sitem olarak kalır bu ama Nilgün Marmara’nın dünyaya sitemi öylesine değildi. Sitem değildi, başkaldırı değildi, koşullarla ilgili değildi, kimseyle ilgili değildi; bir ait olamama, bir yabancılık sorunuydu. Onu gerçekten anlıyor, hissediyor olmak ise ayrı bir sancı… Yabancıların en yakınıydın sen cümlesini okuduğumda mutsuz bir evlilik olduğunu düşünmüştüm halbuki eşini çok seven bir kadının her şeyine yabancı olduğu dünyada en yakın yabancı diye konumlandırabildiği sevgi cümlesi olduğunu öğrendim. Ve Nilgün Marmara deyince benim gibi çoğumuzun aklına ilk gelen “Öyle güzelsin ki, kuş koysunlar yoluna” sözünün ona ait olmadığını, not aldığı anonim bir alıntı olduğunu. Ailesi, eğitimi, arkadaşları, hastalığı, intiharı, şairliği ve dünyayla bakışıyla Nilgün Marmara kimdirin cevapları. Ve kitabın asıl amacı ise
Nilgün MarmaraBetül Şükür · Destek Yayınları · 2021391 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2022 39. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2022 13:06
Livaneli’den sonra yine şaşırtacak kadar güzel bir kalemi olduğunu öğrendiğim Hüsnü Arkan. Hayri Bey Mino’yla tanışman lazım demeseydi belki haberim olmayacaktı kitaptan. Sesine, sözüne hayran olduğum adamın kalemine de hayran kaldım. O yüzden öncelikle tekrar teşekkür ederim kendisine. Hep bir taraf olma ihtiyacı hissetti insan, kendi tarafının idealleri uğruna karşı tarafı yok etmek en büyük arzusu oldu. Tarih yok edenlerle yok edilenlerin hikayeleriyle dolu. Ve geçmişte çok canlar yakan sağcı solcu eylemler, kaybolan hayatlar, harcanan gençler…Sağcı solcu diye ayırıp ikisinin taraflarının da insan olduğunu, can taşıdığını unuttuk bir dönem, insan değildi mevzu taraftı sadece. Canların yandığının, umutların yarım kaldığının, bugün basit bir davanın bile yıllarca sürdüğünü göz önüne alırsak gencecik insanların doğru düzgün yargılanmadan alelacele asıldığının hikayesi. “Yangından mal kaçırır gibi, akıl almaz bir hızla yargıladılar onu. Sanki zaman kaybederlerse idam etme olanakları ellerinden alınacaktı…” Ve her kadının içinde ya da gerçeğinde bir parçası yaşayan Mino’nun, Ayşe’nin, Gülizar’ın hikayesi. Yıllar sonra annesinin ve halasının eşsiz dostluğunun görünmeyen yüzüne mektuplarla tanıklık eden, itiraf edemediği aşkının acısını her gün hatırlayıp, her gün unutan Zehra’nın hikayesi. “O öldüğü yaşta kaldı. Ben otuzuma geldiğimde artık kardeşimdi. Niyazi’yi doğurduğumda, Niyazi’nin dayısı oldu. Ve artık oğlum gibi. Artık Niyazi’nin kardeşi…” Asılan oğlunun acısıyla yaşamaya mahkum olan Nuri’nin hikayesi ve Mino’nun yasak aşkı Cahit’in hikayesi… Ve gelelim kitaba adına da veren Mino’ya. Üzerinde hak iddia eden hayat yolunu çizmeye kalkan abisine boyun eğmediği gibi kendisine, duygularına da esir olmayan çok güçlü bir kadın. İnsanın kendisini yenmesi ne
Mino’nun Siyah GülüHüsnü Arkan · Sia Yayınevi · 20231,640 okunma
İyi Toplum Yoktur
Puan vermedi·168 syf.··
2022 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2022 22:48
Çok eleştirilen bir kitap ve çok normal çünkü biz gerçekten böyle büyütülmedik, ne ailede ne de toplumda. Ataerkil bir toplum olarak kadın hep bir adım geride, her daim hizmet kategorisinde, eskisine nazaran daha çok hak ve söz sahibi olmasına hizmet yükü daha hafifletilmesine rağmen yine de konumu çok değişmiş değil, erkek ise daima daha yüce, bakıma muhtaç çocuk gibi onu vezir de rezil de eden daima kadın çünkü kendi başına bir oluşum yükleyemiyoruz kendi sorumluluğuna veremiyoruz toplum olarak dönüştüğü karakteri. Feminist değilim, bu konuda çok eleştirilsem de eşitlik yarışına da asla girmedim, yaradılış olarak fiziki olarak, beyin, düşünce, ruh yapısı olarak tamamen farklı yaratıldığım bir cins ile yarışa girmek benim için mantıklı değil. Hak yüzyıllarca erkekte kaldı kadın ezildi, kadına verildi bu sefer kadın erkeği ezmeye çalıştı, biz iki karşıt cins çok nadir örnekler dışında asla yan yana yürümeyi beceremedik hep bir güç yarışına girdik. Birimiz daha güçlü, daha haklı, daha yüce olmak zorundaydı böyle empoze edildi zihnimize. Yetiştiğimiz ortam erkeği zihnimize oturturken, medya, sosyal platformlar, güya hak hukuk savunucuları kadını erkeğin önüne geçirmeye çalıştı ve sonuç hep bir çatışma hep bir yarış. Erkeğin toplumda neden bu kadar yüceltildiği, kadının kına, düğün gibi hepimizin çok özel gördüğü günlerle aslında nasıl kurban edildiği, çocukları yetiştirme tarzımız, kadına, kız çocuklarına ailedeki, toplumdaki bakış açısı, ev işlerinden çocuk yetiştirmeye bir sürü konu üzerine fikir beyan ediyor yazar. Ve fikirleri dediğim gibi o kadar keskin ki bunu destekleyecek kadın sayısı bile çok az. Ev işi yapmıyorum diyor mesela benim görevim değil, kocama hizmet etmek zorunda değilim, çocuklarıma köle olmak zorunda değilim vs vs….Bunu okuyan birçok Türk kadını
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,694 okunma