Çok eleştirilen bir kitap ve çok normal çünkü biz gerçekten böyle büyütülmedik, ne ailede ne de toplumda. Ataerkil bir toplum olarak kadın hep bir adım geride, her daim hizmet kategorisinde, eskisine nazaran daha çok hak ve söz sahibi olmasına hizmet yükü daha hafifletilmesine rağmen yine de konumu çok değişmiş değil, erkek ise daima daha yüce, bakıma muhtaç çocuk gibi onu vezir de rezil de eden daima kadın çünkü kendi başına bir oluşum yükleyemiyoruz kendi sorumluluğuna veremiyoruz toplum olarak dönüştüğü karakteri. Feminist değilim, bu konuda çok eleştirilsem de eşitlik yarışına da asla girmedim, yaradılış olarak fiziki olarak, beyin, düşünce, ruh yapısı olarak tamamen farklı yaratıldığım bir cins ile yarışa girmek benim için mantıklı değil. Hak yüzyıllarca erkekte kaldı kadın ezildi, kadına verildi bu sefer kadın erkeği ezmeye çalıştı, biz iki karşıt cins çok nadir örnekler dışında asla yan yana yürümeyi beceremedik hep bir güç yarışına girdik. Birimiz daha güçlü, daha haklı, daha yüce olmak zorundaydı böyle empoze edildi zihnimize. Yetiştiğimiz ortam erkeği zihnimize oturturken, medya, sosyal platformlar, güya hak hukuk savunucuları kadını erkeğin önüne geçirmeye çalıştı ve sonuç hep bir çatışma hep bir yarış. Erkeğin toplumda neden bu kadar yüceltildiği, kadının kına, düğün gibi hepimizin çok özel gördüğü günlerle aslında nasıl kurban edildiği, çocukları yetiştirme tarzımız, kadına, kız çocuklarına ailedeki, toplumdaki bakış açısı, ev işlerinden çocuk yetiştirmeye bir sürü konu üzerine fikir beyan ediyor yazar. Ve fikirleri dediğim gibi o kadar keskin ki bunu destekleyecek kadın sayısı bile çok az. Ev işi yapmıyorum diyor mesela benim görevim değil, kocama hizmet etmek zorunda değilim, çocuklarıma köle olmak zorunda değilim vs vs….Bunu okuyan birçok Türk kadını