Şiire düştüğüm günden beri bazı şiirlere sığındım, bazı şairlere sarıldım. Çoğu şairi hiç tanımadım merak da etmedim. Sadece şairi oldular anlatamadığım hislerimin. Şiir hep sığındığım limanım oldu.
Hazan’ım, ruh eşim, şairim, canımın içi kadın, Caniçim; kitabının çıktığını sesinden duyduğum, sevincindeki hüzünlü yanını, hüzünlü yanıma sardığım günden beri hep kitabını okumak istedim. Nasip edene şükürle…
Seninle göz göze olmuş olmanın huzuru ve o şiirleri yazan ellerini öpmüş olmanın ayrıcalığıyla…
Ben kendimi bildim bileli şiir okurum çok dolduğumda da yazarım kendimce. Ama hiçbir şiir kitabını böyle basmadım bağrıma, açıp açıp dalmadım sayfalarına. Koklarken böyle canıma katmadım. Şairini sadece sevmek yetmezmiş ruhuna da katmak lazımmış. Kadın, ben seni ruhumla seviyorum. Canım göçecek bu dünyadan ama ruhumu sende bırakacağım…
Kalemine değinecek olursam: Hazan’ım, şiirin çok tanınmış şaire kafa tutarcasına usta işi. Kelimelerle öyle ustaca oynuyorsun ki hayranlıkla okudum bütün şiirlerini. İyi ki seni tanıdım, iyi ki okuma imkânı buldum kitabını. Başarın daim olsun canımın içi dostum. Kalemin de mürekkebin de tükenmesin…
Senin Piraye’n…
Bütün şiirlerin “iyi ki gözlerime değdi” dedim gözlerinle buluşmuş gözlerime. Ama bazı şiirlerinde “ahh!!” dedim. Onlardan bazılarını yazacağım sana.
Canımın içi @Amoresmuerte, sana seninle:
“Sökükler dikiş tutar,
Kaçan ilmek yakalanır da
Yırtıkların hakkı yamadır.
Ve en güzel yama
Belki de zamandır...” ( s.81)
“Benim gittiğim, senden geçtiğimdir.
Benim kalanım, senden artanım…” (s.41)
“Sırtımda yaşanmamış bir aşkın yükü
İleriye baksam yalnızım