Okuldan bitkin bir şekilde gelmiştim hızlıca yemeğimi yedim. Her gün yemek sonrası yaptığım uyku rutinine bir bardak kaçak çayla direnmeye çalışıyordum fakat çoğu direndiğim şeyde yenildiğim gibi bunda da yenilgiye uğradım. Hava kararana kadar uyudum. O sırada iki rüya gördüm. Birinde çok özlediğim biri süpriz yapıp evime geliyordu. Öyle güzel bir rüyaydı ki. Gerçek bir rüyaydı. Sonra uyandım ve gerçek olmadığını öğrenince biraz üzüldüm ama sonra geri uyudum. Diğer rüyada camdan dışarıyı izliyordum ve birden sağanak yağmur başlıyordu. Herkes bağrışarak kaçıyordu evlerine. Zıplıyordum olduğum yerde heyecandan, mutluluktan. Yağmuru hep çok sevdim hele sağanaksa değme keyfime. İzlemek bambaşkaydı benim için. Sonra uyandım yine ve rüya yorumlarına baktım.
Birinci rüyanın açıklaması özlemdi belliydi ama ikinci rüyamın yorumunda bir ifade dikkatimi çekti. “Arınma isteği”. Bunca zaman yağmuru huzurla bağdaştırmış ve bunu hiç düşünmemiştim. Sokaklardan sırılsıklam akıp giden o sular sokakları temizlerken beni de temizliyor gibi geliyor olabilir miydi bana? Olduğum yerden kıpırdayamadım bu ifadeden sonra.
Hangimiz arınmak istemeyiz ki bir sağanak yağmurun altında. Düşlerimizden, günahlarımızdan, hatta belki iyi niyetimizden. Her şeyden.
Ruhundan kopmuş bir beden olana dek. Yine sağanak yağmuru bekleyen bir toprak olana dek. Sırılsıklam…