At görmemiş nalbant

7/10
·110 syf.··
2021 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 00:17
Birey ve toplum arasındaki münasebet ve girift ilişkiler ağı, insanlık tarihinin en önemli meselelerinden biri sayılabilir. Bu mesele ister felsefi bir kavrayışla ister sosyolojik bir anlayışla ele alınsın, insan madde aleminin sınırları içerisinde olduğu müddetçe meseleyi kavrayışında rölatiflikten sıyrılamayacaktır. Bu sıyrılamayış, modernizmin kalkınma saplantısı ve onun ürettiği sekülerizm, pozitivizm, ampirizmle beraber hükmünü yitirmiş; insanların sıyrılmaya dair çabaları da “tarihteki insan”a ait bir haslet olarak muhtelif kadim öğretilerde kalmıştır. (ki bu kısım çok su götürür o yüzden geçelim.) Bireye içkin olan hemen her şeyin toplumda da tezahürünü görmek mümkündür. John Steinbeck’in “Fareler ve İnsanlar” romanı da bu durumun edebiyat-siyaset arasındaki benzer bir örneği olarak okunabilir. Steinbeck, toplumsal bir mevzuyu bireyler arasındaki ve bireylerin iç dünyasındaki yansımalarıyla okura sunarken alt metinde de siyasi ve ideolojik birçok mesajı dikkatli ve uyanık okurlara hissettiriyor. Zaten böyle de olması gerekir. Bireyin hissettiği, zihin imbiğinde eriterek zuhur ettirdiği her şey var olduğu toplumun siyasi şartlarından münezzeh değildir. Tabii bu tür kitaplaar Türkiye’de ilkokul çocuklarına okutulduğu için eserin bu yönü genelde es geçiliyor. Aynı zamanda bir çiftçi olan yazar Steinbeck, bu eserde kapitalizmin ve sanayileşmenin kendi çağında yarattığı sorunlara dair birçok eleştiriyi bireyler üzerinden ve bireylerin birbirleriyle ilişkileri çevresinde anlatmaya çalışmıştır. Bunda da başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Ancak Batı’da yapılan kapitalizm olumsuzlaması genelde bir sosyalizm anaforundan yapılır. Bunu yapanların da işçi sınıfından kişiler olması, ortaya konan ideolojik tavrın içinde bulunduğu şartlar karşısında bir reaksiyon
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 2012211,8bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·416 syf.··
2020 36. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2020 23:41
Peyami Safa’nın yazdığı son roman olan Yalnızız, birçok açıdan Safa’nın diğer romanlarından farklılık arz etmektedir ve edebi yönüyle romanları arasında en kalitelilerden biri sayılmaktadır. Peyami Safa’nın romanları genel olarak insanın iç dünyasını inceler. Doğu-Batı, ruh-madde, idealizm-materyalizm gibi toplumsal ikilemlerin insan ruhuna tezahürünü ve etkilerini romanlarında ustalıkla anlatan Safa, bu romanında da aynı konular üzerinde farklı yöntemlerle durmuştur. Bu bağlamdan hareketle roman, toplumsal değişimlerin ve yabancılaşmanın insanı kendine ve çevresine yabancılaştırması neticesinde yalnızlaştığı mesajını vermektedir. Ancak bu romanda toplumsal olandan ruhani olana doğru bir anlatımdan ziyade insanın iç dünyasında yaşadıklarından hareketle çevresini anlamlandırmaya yönelik bir yöntem tercih edildiği göze çarpmaktadır. Roman kimi zaman üçüncü şahıs tarafından anlatılırken kimi zaman da romandaki bazı karakterlerin ağzından anlatılmış, bilinç akışı tekniği ustalıkla kullanılmıştır. Roman, baskıcı bir anne olan Mefharet’in kızı Selmin’de yarattığı olumsuz tesirler neticesinde kızının annesinden intikam almak istercesine kurduğu sinsi planlar ve yalanlar silsilesi ile başlar. Romanın başında yaşanan olaylar ve Mefharet’in aşırı şüpheci davranışları, değişen toplum ve aile yapısının vahametini gözler önüne serer. Mefharet’in kardeşi Besim’le olan diyalogları da bunu daha da somutlaştırır. Besim karakteri, Peyami Safa’nın diğer romanlarında da birçok özelliğiyle kendini göstermiştir. Mesela Sözde Kızlar’daki Behiç ile birçok benzerliklere sahiptir. Ancak bu roman teknik açıdan da çok kuvvetli olduğundan kötüler tamamıyla kötü, iyiler de tümüyle iyi değildir. Besim bir yönüyle hedonizmi ve nihilizmi temsil etmektedir. Romanda felsefi kavramları, filozofları,
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,3bin okunma
Puan vermedi·137 syf.··
2020 29. kitabı
Kral VII. Henry, William Shakespeare’in yazdığı son tiyatro eserlerinden birisi. Diğer eserlerinden farklı olarak estetik kaygı pek ön planda değil. Daha çok Kraliçe’yi övmek maksatlı yazıldığı son kısmından da rahatça anlaşılabilen bir eser. Esere konu olan olaylar yumağı Kral VIII. Henry dönemi Birleşik Krallığı’nda geçiyor. Kitabın ana temasının makam ve güç hırsı, menfaat ilişkileri üzerine kurulu olduğu gözüküyor. Yazar, şahısları da bu çerçevede konumlandırıp birbirleriyle olan ilişkilerini, diyaloglarını ironik bir dille yansıtıyor. Bunun yanı sıra eserin çok güçlü bir felsefi altyapısı da var. Kitap adını Kral VIII. Henry’den alsa da kral olayların pek merkezinde değildir. Genel olarak bir kardinal tarafından yönlendirilmektedir. Kardinalin hızlı yükselişini ve devletin yönetiminde büyük söz sahibi olmasını hazmedemeyen ve onu kıskanan soylular ile kardinal arasındaki mücadele, makam hırslarının temsil edildiği ana olaylardan biridir. Kardinalin ve soyluların birbirinin ayağını kaydırma mücadelesini kimin kazanacağı kitaba bir hayli sürükleyicilik kazandırıyor. Diğer bir yandan kral, eşi Katherina’dan boşanmak isteyince Katherina bunların kardinalin bir oyunu olduğunu düşünüyor. Kral ile kraliçenin boşanma süreci de kitapta hayli yer işgal ediyor. Katherina kraldan boşanmak istemiyor. Ancak kralı bu konuda ikna edemiyor. Katherina’nın hizmetçisi Anne Bullen, saraydaki bir kadınla olan diyaloğunda kralın kendisiyle evlenmek istese kabul edip etmeyeceği soruluyor. Anne Bullen, kraliçeye ihanet etmeyeceğini, kesinlikle dünya malında gözünün olmadığını ve böyle bir şeye hiç hevesinin olmadığını söylüyor. Ama Kral VIII. Henry ile Anne Bullen daha sonrasında evleniyorlar. Bu ve buna benzer diyaloglarla birçok mesaj veriyor yazar. Bu derin mesajları okuyarak
Kral VIII. HenryWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012677 okunma
10/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Seyehat Diyen Kitaplar, geçtiğimiz Ocak ayında Post Yayıncılık tarafından yayımlanmış, Zafer Saraç tarafından kaleme alınmış bir eser. Kitap, adından da anlaşılacağı üzere seyahatleri konu ediniyor. Krolonojik olarak sıralanmış yirmi beş adet seyahatnamenin tenkidi ve tahlili yapılıyor. Seyahatnamelerle pek ilgili olmayan, daha önce hiç seyahatname okumamış kişilerin zihninde seyahatnamelerle ilgili hoş bir izlenim bırakarak birçok yönüyle seyahatname okumaya teşvik ediyor. Yazar, seyahatnameleri birçok yönüyle tanıtıyor ve gerek seyahatname yazarı hakkında gerekse de çeviri hakkında önemli bilgiler ve eleştiriler sunuyor. Seyahatnamelerin içerisinde harita bulunup bulunmamasından çevirinin detaylarına ve çeviren kişi hakkında bazı bilgilere yer vererek okurun konuya dahil edilmesi sağlanıyor. Seyahatnamelerden birçok kazanımın elde edileceği de okura açıkça hissettirilerek seyahatnamelere daha da bir ilgi uyandırıyor. Geçmişte yaşamış toplumların, insanların her şeyden önce duygularını, zihniyetlerin, yaşayışlarını, kültürlerini öğrenmenin ve anlamanın belki de en kolay ve verimli yolunun bizzat o dönemi yaşamış kişiler tarafından kaleme alınmış olan seyahatnameler olduğunu bu eser seyahatnamelerle bakışı ve yorumlarıyla gösteriyor. Bu seyahatname incelemelerinde fark edilen bir başka önemli husus daha var. Biz genelde tarih okumalarına kendimize kendi gözümüzle bakar o yüzden fazla yükseliriz. Tanıtılan seyahatnamelerle birçoğunda Türk olmayan seyyahlar çeşitli amaçlarla Türk coğrafyalarına geliyor veya bu coğrafyaların güzergahı olması hasebiyle geçiyor. Böylece seyyahların gözünden Türk milletine bakışını ve tespitlerini görme imkanımız oluyor. Yani dışardan bir gözle kendimizi görme, tanıma imkanı buluyoruz. Yine bu eserde, seyahatnamelerin, tarihi
Seyahat Diyen KitaplarZafer Saraç · Post Yayınevi · 202096 okunma