Beşinci yaklaşım kişinin düşüncelerini ve duyguları nı, yaşamın gayeleri etrafında toplamaktır; bu gayeler hırs, nefret, yanılsama, korku, sahiplenmecilik, narsisizm, yıkıcı lık, sadizm, mazoşizm, sahtekarlık, özentilik, yabancılaşma, kayıtsızlık, ölüsevicilik, erkek egemenliği ve kadın itaati gibi kötü olgulardan kurtulmak ve bağımsızlığa, eleştirel düşün ceye, verme ve sevme kapasitesine ulaşmaktır. Bu yaklaşım zikrettiğimiz "kötü" alışkanlıkların bilinçdışındaki varlığını, onların mantığa bürünme biçimlerini, kişinin bütün bir ka rakter yapısına nasıl eklemlendiklerini ve gelişme koşullarını ortaya çıkarma çabasını içerir. Bu süreç çoğu zaman epey acı vericidir ve büyük oranda endişe doğurabilir. Sevip sadık kal dığımızı sandığımızda aslında bağımlı olduğumuzun farkına varmamızı, iyi niyetli ve yardımsever olduğumuzu sandığı mızda kendini beğenmişliğimizin (narsisizm) farkına varma yı, başkaları için sadece onların iyiliği için bir şeyler yaptı ğımızı sandığımızda sadizmimizin farkına varmayı, cezayı talep eden şeyin adalet duygumuz olduğunu sandığımızda yıkıcılığımızı keşfetmeyi, kendimizi sağduyulu ve "gerçekçi" gördüğümüzde korkaklığımızın farkına varmayı, fevkalade mütevazı davrandığımıza inandığımızda kibrimizin farkına varmayı, hiç kimseyi incitmeme niyetiyle hareket ettiğimizi düşünürken aslında özgürlükten korktuğumuzun farkına varmayı, kaba olmak istemediğimizi sanırken samimiyetsiz olduğumuzun farkına varmayı, bilhassa tarafsız olduğumu-za inanırken aslında hain olduğumuzu keşfetmeyi gerektirir. Kısaca, Goethe' nin de dediği gibi, ancak ve ancak "kendimizi anlaşılabilir bir suçu işleyen kişi olarak hayal edip" o suçu işlemeye niyetlenirsek, gerçekte kim olduğumuzun farkı na varma yolunda ikiyüzlülüğü bir kenara bırakhğımızdan