İyi haber şu ki, beyin hayat boyu değişmeye ve gelişmeye devam ediyor. Müthiş esnek bir organ. Trene zamanında binmek birçok şeyi kolaylaştırsa da, treni kaçırmak diye bir şey yok. Beynin doğasını anlatan söz, "battı balık yan gider" değil, "zararın neresinden dönersen kardır!"
Modern çağda bu kavramı da kaybettik; ağlamayı olumsuzladık, negatif kodladık; ağlamamak lazım, ağlamak zayıflıktır gibi çok berbat bir anlayış bu. Olur mu hiç! Ağlamayan gülemez ki zaten. Gülmek ağlamanın ta kendisidir, madalyonun biri bir yüzü, biri bir yüzüdür.
Zaten düşünceden mahrum olduğu zaman insan, acayip bir şey oluyor. Kendini zehirliyor, bu bir hastalık haline geliyor. İşin kötü yanı bu hastalık bir de bulaşıcı; etrafa sirayet ediyor, insan etrafa sirayet ediyor, insan etrafa da mutsuzluk saçan bir şey hâline geliyor. O yüzden insanın; yaratılış gayesine uygun, dünyaya uğrama maksadına uygun o şeyi gecikmeden bulması icap ediyor. Ona harcanan mesai ne kadar olsa değer.