"Falin suyun yașam demek olduğunu biliyordu ama ölümün kurumak olduğunu șimdi anlamıştı." Biomortem
Kitabı bitirdiğimde kapak resmi daha çok anlam kazandı. Sağdaki el bedeni, soldaki ruhu temsil ediyor benim için. Kitabın kargoyla geldiği gün bahçemi ziyaret eden kaplumbağa da șimdi "Benim için 200 yıla kadar yaşıyor
deseler de sen bir de șu hücremin yaşını sor bana!" diye bağırıyor sanki. Onca zaman arasında kitapla aynı zamanda kaplumbağanın gelmiș olması tesadüf gibi gelmiyor.
Biomortem "canlı ölümü" demek gibi görünse de benim için "ölümün canlılığı" artık. Kelimeleri eksik olmasın Serkan Karaismailoğlu yine beni derinden etkileyen bir kitap yazmış. Kitabı evde, okulda, otobüs durağında, karavan turunda, nöbette, ölümle burun buruna geldiğim yolda yani kısacası ölümün bizi bulabileceği hemen her yerde okudum. Bitmesin istediğim için sindire sindire
okusam ve aylara yaysam da yine bir sona geldik. Ama ölümden sonra yaşama inanıyorum ve biliyorum ki her son yeni bir başlangıçtır, ayrıca Glia serisinin devamı gelecekmiş.
Ölümün fizyolojisi anlatılsa da içerik hiç kasvetli değil hikaye sizi sürüklüyor, bilimsel bilgiler öğretiyor ve ölümü kucaklamanızı sağlıyor. Bakmayın bana sevdiğim kitap bitmesin diye süründürüyorum yanımda yoksa 1 günde okuyup bitirirdim o kadar akıcı. Ölüm tünelinin uzunluğu
canlılık, ruh, bütünleșik bilgi teorisi, her şeyin bir bilinci olabileceği düșüncesi ve ilginç araștırma sonuçları.. Okurken durup uzun uzun düşünülecek derin konular. Kesinlikle okuyup bir kenara bırakılabilecek bir kitap değil. Ve ben bilmediğim ilginç bir konuyla karşılaşınca araştırıp
sonra okumaya devam ediyorum genelde. "Aslında her insanın güçlü bir hikayesi vardı. Bazıları hemen keșfedilirken baziları için sabırla okumak gerekiyordu."
Kalbimi biraktım bu cümleye. Bir