Zorbalık yapan kişilerin saygınlığa dair nevrozları vardır. Aciz olmadıklarını kanıtlama peşine düşerler. Ancak zorbalık davranışının acizliklerinin yansıması olduğunun farkında değildirler. Çünkü pek de zeki olmayan kişiler kendini övmek için başkalarını yermeye gereksinim duyar. Başkasının başarısızlığından mutluluk duyar çünkü bulunduğu ortamdaki "kötünün bir tık iyisi" olmak dahi onun için başarı sayılabilir. Kıyaslamalardan haz etmediğini iddia eder ancak hayatı tamamen buna dayalıdır. Paradoks silsilesi hayatına yön verir fakat kişi bunun idrakinde olmadığı takdirde yersiz ve işlevsiz bir davranışta bununduğunun farkında bile değildir. Potansiyel rakiplere düşman gözüyle bakarak hayatını "mış gibi yaşamaya" devam eder.
Bulunduğumuz yeni bir ortama "yabancı ortam" gözü ile bakarsak o ortam yabancı olarak kalmaya devam edecektir ve tabiki de hiçbir zaman o ortama ait olarak hissetmeyeceğiz kendimizi. Yeniliklere açık olmak rutinimiz olmalı ki akış hızımız yavaşlamasın.