Yani bizler, Allah yazdi diye birini kendimize eş olarak seçmeyiz.
Bilakis Allah, bizim kimi eş olarak seçecegimizi geçmisi, şimdiki zamani ve gelecegi ayni anda kuçatan ezeli ilmi ile bildiginden dolaye o kisiyi kader defterinde bize eş olarak yazar.
Iste Allah'in ilminin geçmisi, şimdiki zamani ve geleceği ayni anda kusatmasina ezeliyet, bu zaman diliminde ne yapacağımizi bilmesine ise "kader" denir.
Çoğu zaman yolda neden kaldigini bile bilmiyor insan. Yolda kalmasini kaderin omuzlarina yükleyip, kaderin yalnizca Allah'in bilmesinin unvani oldugunu düşünmeyerek kendisinin de eylemlerinden mesul oldugundan habersizce dökülüyor agzindan o cümleler:
"Kaderim böyleymiş,
benim elimden ne gelir?"
Peki, suç gerçekten kaderin mi?
Bugün hâlâ çogumuzun aklinda
ayni soru mevcut.
Evlilik kader midir?
Her insanin hayalidir sevdiği ile cennette de beraber olabilmek. Bu hayalin senedi ise Allah'in rizasina uygun evlilikle yapabilmek.
Kaçımizin evliligi bu riza dairesinde?
Ya da kaçimiz, evliliklerini bu riza dairesinde olusturmanın pesinde?