Bana göre, hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasil varolduğumuz ya da olmadığımız.Önce günaydin sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk biraz hayal kırıklığı, biraz
sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ardından iyi geceler.
...toplumsalın yerini, kendilerine
sunulan her șeyi emmeye hazır sessiz kitlelerin aldığı bir dünyadaki kaybolmuşluğumuzdan geçmişin ortak değerleriyle kurtulmamız mümkün değil
Doğa insanının varoluş biçiminden uzaklaşıldıkça, insan sahip oldukça varolabileceğine inanmaya başladı. Diğer insanları ihtiyaçlarını karsılayacak nesneler olarak algıladıkça, ilişki adına ilişki yaşayabileceği kimsesi kalmadığından giderek yalnızlaşti; kalabalık içindeyken, dostum dediği kişilerle, hatta aile içi beraberliklerinde. Maskelenmiş yalnızlık, hayatı da sahip olunan "şey" haline getirdi, hayata yakılan ağıtlar sıradanlaştı