bu kitap hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. kitaba geçmeden önce şunu söylemeyi faydalı buluyorum, ahlak bezirganlığından tiksinirim.
fakat genel geçer ahlakın karşıtlığı ile insanlık onuruna zarar veren bir kokuşmuşluğun ayırdına varmak gerek. burada düşünce özgürlüğü nerede biter sorusu ortaya çıkar. mesela şiddete yönlendirmek, tecavüzü ve hırsızlığı tavsiye etmek hatta sakat çocukları öldürmeyi salık vermek düşünce özgürlüğüne mi girer. bu rezilliklerin basılıp yayınlanması, tecavüz etmeyi düşünüp eyleme geçmeyen adamlara cesaret vermek kanuni hak mıdır?
bu noktada sel yayıncılık ile ilgili de boş geçmemek gerektiğini düşünüyorum. çok merak ediyorum cinayeti, hırsızlığı, bebek katlini ve hatta tecavüzü hak gören bir adam hakkında 2. baskının kapağındaki yazıyı hangi izan ile yaparlar. insanın gerçekten midesi bulanıyor. adam kızınızdan faydalanabilirsiniz elbette, hatta kızınızdan faydalanmak daha evladır diyor.
evet marquis de sade hakkında bir çoğunuzun iyi kötü bir fikri vardır. bu adamın ahlak karşıtlığı meşhurdur zaten ki ben de başta söylediğim gibi genel geçer ahlak kurallarına karşıyımdır. ama bu artık ahlak karşıtlığı ya provokatif söz olarak nitelenecek noktanın ötesinde. kusura bakmayın ama toplumda bu kadar manyak varken tecavüz doğanın size verdiği bir haktır diyen bir adamın kitaplarının basılıp yayınlanması tecavüze teşviktir!
gelelim delillere:
2. basım sayfa 48-49
" nasıl ki arzularımızı ayrımsız tüm kadınlara ifade edebilme hakkını doğadan aldığımız tartışma götürmezse, dileklerimize onları boyun eğdirme hakkına sahip olduğumuz da bir o kadar kesindir; tabii tekelci olarak değil anlık olarak, yoksa kendime ters düşerim. kadını, arzulayanın ateşine kendini teslim etmeye zorlayacak yasalar oluşturma