Ey okunmamış kitap, bir gün gelecek, okunacaksın. Üzerine belki mavi, belki ela, belki yeşil gözler eğilecek. Ve seni okurken ağlayanlar olacak, gülenler olacak.
Gösterişsiz kapağının altında saflığını şakla ey kitap, güzel yüzler, güzel gözler, güzel kirpikler göreceksin. O gün, beklenmeye değer.
Bu mevsim üşütmesin seni. Çiçekler gibi, baharı beklemeyi bil!
Yaprakların bono değil, Çek değil, fatura değil, banknot değildir. Yazık ki okunsan da anlaşılamayacağın çağlar, nöbetler geçirmekteyiz.
Yarın çocuklarımız çocuklarına, kelimelerden adlar seçecekler ve taşıdıkları ada layık insanlar olacaklar.
Yaprakların, ötekiler gibi, şu sokakta geçseydi, sen yarına çıkmazdın ey kitap.
Ateşten kurtulduğun gibi selden de kurtulacaksın ve selden kurtulduğun gibi hoyrat elden de kurtularak sana layık eller bulacaksın.
Gösterişsiz kabına bürünmüş, uyuyorsun şimdi. Uyu ey kitap uyu. Günü gelecek uyanacaksın. Bir gülün bir şark lalesinin açılışıyla açılacaksın. Rengin olacak, kokun olacak. Altın kanatlı arıların, altın kanatlı kelebeklerin olacak. Bayrak tanıyacak seni, toprak tanıyacak seni. Gözler, yıldızlar, dudaklar tanıyacak, okuyacak seni.
Yapraklarını kanat yapıp uçabilecek bir neslin geleceğine ben inandım. Sen de İnan et kutlu kitap.