• Bir annenin karnında iki bebek vardı.
    Bebeklerden biri diğerine sordu: “Doğumdan sonra yaşama inanıyor musun?”
    Diğeri cevapladı: “Tabiki de doğumdan sonra yaşam olmalı. Belki burada olmamızın nedeni gelecekte yaşayacaklarımıza hazırlanmak içindir.”
    “Saçma! ” dedi birincisi. “Doğumdan sonra yaşam yok. Sonra da, “olsaydı ne tür bir yaşam olurdu ki acaba?” diye meraklandı.
    İkincisi, “Bilmiyorum ama orada buradakinden daha fazla ışık olacak. Belki ayaklarımıza basarak yürüyeceğiz ve ağızlarımızla besleneceğiz. Belki de şu anda aklımızın ermediği başka duyularımız da olacak,” dedi.
    Birinsici, “Bu olanaksız. Yürümek mümkün değil. Ve ağzımızla yemek mi dedin!? Çok saçma! Göbek bağımız ihtiyacımız olan bütün besinleri ve diğer herşeyi sağlıyor bize. Ama göbek bağı çok kısa. Hal böyle olunca da doğumdan sonra yaşam fikri mantıklı değil,” diye karşılık verdi.

    İkincisi, “Bence doğumdan sonra bir yaşam var ve belki buradakinden farklı. Belki de göbek bağına ihtiyaç duymayacağız orada,” diye ısrar etti.
    Birincisi, “Saçma!” dedi “ve daha da ötesi, eğer doğum sonrası yaşam varsa neden kimse geri gelmedi? Doğum yaşamın sonudur ve doğunca karanlık ve sessizlik olacak ve herşeyi unutacağız. Yani doğumdan sonra yaşam yoktur,” diye ekledi.
    “Bilemiyorum,” dedi ikinsici, “Ama eminim ki doğunca Annemizle buluşacağız ve O bize bakacak.”
    Birincisi, “Annemiz mi dedin? Bir Annenin olduğuna gerçekten inanıyor musun? Bu çok komik. Eğer bir Anne varsa, peki nerede şimdi?” diye sordu.
    İkincisi “O her yerde. Biz Onunla çevrili durumdayız. Biz ondan geliyoruz. Onun içinde yaşıyoruz ve onsuz bu dünya ne var olacaktı ne de var olabilirdi,” dedi.
    “Onu görmüyorum, görmediğin bir şeye inanmak mantıklı değil,” dedi, birincisi.
    Bunun üzerine ikinsici şöyle bir yanıt verdi: “Bazen sessiz olunca, ve dikkatle dinleyince Onun varlığını hissedebilirsin, Onun sevgi dolu bir şekilde yukarıdan aşağıya doğru sana seslendiğini duyabilirsin.”
  • 528 syf.
    ·13 günde·Beğendi·10/10
    Arkadaşlar merhaba
    Öncelıkle böylesine muazzam bir kitabın 1K platformunda ve de başla mecralarda çok rabet görmeyen bir kitap olması beni çok şaşırttı doğrusu.
    Kitap Julius Caesar ölümden sonra Augustus >Tiberius > Caligula hükümdarlıgı donemını ayrıntılı bır şekılde anlatıyor. Roma Tarihini az cok merak edenler ıcın cok uygun bır kıtap.Yazılan olayların %90 doğru oldugunu ara ara araştırarak baktım.510 sayfalık bir kitapla az çok Roma Tarihi konusunda bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum.Buda kitaba gerçekten bir nitelik katıyor.Tabi kurgu kısmını katmıyorum ama genel olarak yazar gerçek tarihin dısına pek cıkmamış.
    İlk kitap tamamen o dönemin tarihi olaylarını yansıtıyor.Claudius un ara ara kendinden bahsediyor ama büyük çogunluk dönemin hükumdarlarının hayatlarını insanı sıkmadan anlatıyor.Kitap resmen sanki karsınızda biri varmışta o size bu olayları anlatıyormuş gibi bir his yaratıyor.Savaşlar entrikalar ölümler kalımlar politikalar gayet güzel aktarılıyor okuyucuya.
    Kitabın tek sıkıntısı dönem itibariyle kişilerin isimleri cok karısık ve genelde herkes cocuklarına gene kendi isimlerini veriyor. Bu da ara sıra bir anlam kargaşasına yol açıyor. Keşke en arka sayfada falan bir soy agacı tarzı birşey olsaymış kitap tadından yenmezmiş.
    Kısaca ben kitabı cok begendim gerek yazım gerek dönemin okuyucuya gayet muazzam yansıtılması zevkle okunabilir bir kitap. Tarihi roman sevenler için biçilmiş bir kaftan resmen. Tavsiye etmiyorum mutlaka okumalısınız diyorum :)