şaşırdığım şey, kadınlar öldüğünde buda'ya varamazmış. bunun nedeniyse, tek bir cümleyle söylenirse, kadınların kirli olmasıymış. eskilerin büyük insanları kadınların kirli olduğunu, neden buda'ya varamayacakları üzerine bir sürü şeyler yazıp bırakıyorlarmış. illaki buda'ya varmak istiyorlarsa sonraki yaşamlarında erkek olarak doğmaları gerekliymiş.
bu duyduklarıma şaşırdım ve cun'a nasıl erkek olunurmuş diye sordum. cun da bilemedi. cun'a sen de bu aptalca şeylere inaniyorsun ya, harika, deyince aramız bozulur gibi oldu.
Bakışlarımız karşılaştığında, benzimin adeta solduğunu hissettim. Dehşetli bir merak duygusu benliğimi kapladı. O an büyüleyici bir şahsiyetle karşı karşıya bulunduğumu anladım ve hissettim ki, onun beni etkilemesine izin verirsem bütün benliğimi, bütün sanatsal gücümü, hatta bütün ruhumu içine çekebilirdi.
Eski ve kırık bir ankesör kabinine değil; aşınmış, kirli kaldırım taşlarının arasından fışkıran otlara değil; puslu, kızıl bir gece göğüne ya da uzaklardaki bir haça da değil... Sana bakarak ölmek istiyordum. Bunu biliyor musun ki? Sana hiç söylemedim; o yüzden bilmiyor olabilirsin.