Bugün okuduğum en anlamlı cümle: “Mücadele ederken telefonun çalmıyorsa kazanırken de sen açma."
Allah yılmadan yorulmak nedir bilmeden mücadele eden herkesin yardımcısı olsun
Reklam
Hakan Şükür buharlaştı mı?
George Orwell'in kült kitabı 1984'te 'buharlaşma' diye bir olay var. Buharlaşma denilen şey şöyle oluyor; bir kişi partinin menfaati dışında bir iş yaptığında yazarın tabiriyle 'buharlaştırılıyor'. Kısaca yok ediliyor. Bir sabah bir uyanıyorsunuz o kişi yok olmuş. Ve işin garip yanı kimse o kişiyi sormuyor. "Yahu bu adam nereye kayboldu?" demiyor. Bildiğin o kişi hiç var olmamış gibi davranıyor herkes. Tanıdık mı? Malumunuz dünya kupası başladı ve dünya kupası dendiği zaman ilk akla gelen kişilerden biri Hakan Şükür olmasına rağmen nedense hiç öyle değilmiş gibi davranılıyor. 2002'de Güney Kore maçında tüm dünya kupası tarihinin en erken golünü atan adamı yabancı spikerler her dünya kupası organizasyonunda anarken Türk spikerler adını ağzına bile almıyor. Adını ağzına alan spiker maçın ikinci yarısında değişiyor (ahan da buharlaştı). Senelerce aynı forma altında mücadele verdiği arkadaşları asla adını zikretmiyor. Yahu tamam öküz öldü ortaklığınız bozuldu. Tamam Hakan Şükür sizin deyiminizle vatan haini. Tamam da adam hiç var olmamış gibi davranmak nasıl bir ruh hastalığıdır? 1984'deki durumun bir adım ötesi ne biliyor musunuz? Şu, "Ne Hakan Şükür'ü Muratcım, senin kafan karışmış. Seni tedavi etmemiz lazım... Nasıl tedavi ettiklerini uzun uzun yazmayacağım kitabı okursanız görürsünüz. Velhasıl kelam anlıyoruz ki Hakan Şükür demek suç. O yüzden bir daha ondan bahsederken, eski Akp milletvekili deyin!
Kısa Bir Mola
Yorulmak, sık duyduğumuz kelimelerden biri. Kimi varlığa yorulur kimi yokluğa. Her yorulma şahsa munhasır parmak izi gibi. Her ne için mücadele veriyorsak onun bir parçası yorulmak. İşte o anda bir omuzu olanlar mı şanslı, o omzu bulamayıp yalnız ayağa kalkanlar mı?
Neden azmin bu kadar süreksiz.. Sen mi yoksa davan mı yüreksiz.. ~Mehmet Akif Ersoy
Ördek Sendromu bu tanıdım
Huzurluyum” demekle huzurlu olunmuyor. Dilin bunu söylüyor olabilir ama bedenin bambaşka bir hikâye anlatıyor. Sürekli tetikte olmak, gergin duruşlar, kontrol etme ihtiyacı ya da küçük şeylere verilen büyük tepkiler bazen insanın kendi içinde hâlâ çözülmemiş bir mücadele taşıdığını gösterir. Bu durum psikolojide sıkça bahsedilen Ördek Sendromuna benziyor. Suyun üzerinde sakin ve zarif görünen ördek, suyun altında durmadan çırpınır. Dışarıdan bakıldığında huzurlu, dengeli ve her şey yolundaymış gibi görünür; fakat görünmeyen tarafta yoğun bir çaba, kaygı ve yorgunluk vardır. Belki de mesele huzursuz olmak değil, huzursuzluğu gizlemek için harcanan enerjiyi fark edememektir. İnsan bazen kendine karşı dürüst olmaya başladığında, rol yapmayı bırakır ve gerçek huzur da tam o noktada kendine yer bulur. (A.ka)
Psikoloji
Reklam
Reklam