Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu
Oguzlardan 15-20 bin kisilik ordu çikarabilecek bir küme 1035 yilinda Horasan' a geçmek zorunda kalmisti. Bu bölge ise zenginligi, askerî ve mülki teskilatmin mükemmelligi ile yalniz islam âleminin degil, dünyanin en kudretli devletlerinden biri olan Gazneli Imparatorlugu'na ait idi. Bu Oguzlar, Selçuklu ailesinin idaresi altinda bes yil süren devamli ve çetin bir mücadele sonucunda Gazneli Imparatorlugu'nu yenerek Horasan'da devletlerini kurdular (1040 tarihinde ve 16 bin ath ile). Ancak fevkalade kelimesi ile vasiflandi-mlabilecek olan bu hadisenin bas kahramani, fikirleri ve icraatiyla Selçuk'un torunu Çagri Bey idi. Selçuklu Devleti'nin hâkimiyeti çok kisa zamanda Bizans Imparatorlugu hudutlarina kadar uzandi. Bu basarida Seyhun boyundaki büyük ana Oguz kümesinden birbirini izleyen dalgalar hâlindeki kümelerin Iran'a gelmeleri pek mühim bir amil olmustur.
BİRİNCİ SENATÖR Niçin insanlar savaşlara giriyorlar budalaca Bütün saldırılara katlanacak yerde? Niçin göz yummuyorlar, boyun eğmiyorlar Düşmanın rahatça gelip kafalarını kesmesine? Yiğitlik katlanmasını bilmekse, Ne işimiz var bizim yabancı ülkelerde? Buysa yiğitlik, evde oturan kadınlar Daha yiğittirler öyleyse; Eşek daha yaman bir askerdir aslandan, Kürek mahkumu yargıçtan daha erdemlidir, İşkenceye katlanmak erdemli olmaksa. Sayın büyükler, acımakla gösterin büyüklüğünüzü: Serinkanlı bir zorbalığı kim savunabilir? Öldürmek günahların en büyüğüdür elbet: Ama korunmak içinse hoşgörülür haklı olarak. Öfkeye kapılmak tanrılara saygısızlıktır, Ama hangi insan vardır öfkeye kapılmayan?
Edebiyat
Reklam
Hem mücadele hem sabır. Bunları birleştiren kazanır. İnsan hem atılmasını hem durmasını bilmeli değil mi?
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Alıntı
Yüzünde bıkkınlıla sebatın kavgası vardı…
Alıntı
O insan ki yüzünde bıkkınlıkla sebat mücadele eder.
Alıntı
Hayat bir imtihandır Tanrı, aynı zamanda bizi bir imtihana tabi tutmak için ya-ratmıştır, bu imtihanın bir parçası da başımıza gelen kötülük-ler ve çektiğimiz sıkıntılardır. İmtihanı geçtiğimiz takdirde, cennetteki ebedî saadete kavuşacağız. Kur'an'da Tanrı'nın hayatı ve ölümü yarattığı şöyle ifade ediliyor: "O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarat-mıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. Temel anlamda, ateistler, Dünya'daki varlığımızı yanlış anlamlandırıyorlar. Dünyanın, bizim erdemli olduğumuzu ortaya çıkarabilmesi için sıkıntı ve güçlüklerle dolu bir mücadele sahası olması gerekir. Mesela, sabrımızı zorlayan şeyler olmadıkça nasıl sabredebiliriz? Eğer karşımıza hiçbir tehli ke çıkmıyorsa nasıl cesaret gösterebiliriz? Eğer hiç kimsenin merhamete ihtiyacı yoksa, nasıl merhametli olacağız? Hayatın bir imtihan olması bütün bu soruları cevaplıyor. Ahláki ve manevi gelişimimizi sağlamak için bu zorluklara/imtihanlara ihtiyacımız var. Buraya eğlenmeye gelmedik; hoşça vakit geçirmek cennetin gayesi, dünyanın değil. Öyleyse hayat neden bir imtihandır? Tanrı kamil manada iyi olduğuna [ve herkes için en iyi olanı istediğine] göre, her birimizden O'na inanmamızı ve, bunun neticesinde, cennette ebedi saadete erişmemizi istiyor. Her birimizin inanç sahibi olmasını istediğini, inançsızlığımıza razı olmadığını Kur'an'da şöyle ifade ediyor: "Bununla beraber O, kullarının küfrüne raziolmaz, " Bu ayet açıkça gösteriyor ki Tanrı, kimsenin cehenneme gitmesini istemiyor. Ne var ki eğer herkesi cennete gönderecek olsaydı, büyük bir adalet ihlali meydana gelirdi; Hz. Musa ve Firavun'a, Hitler ve Hz. İsa'ya aynı şekilde muamelede bulunmuş olurdu. Cennete giren insanların, cenneti hak ederek girmelerini sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç
Sayfa 266·Kitabı okudu
Reklam
Reklam