"Neden geldin? Benimle oynamak hoşuna mı gidiyor?"
"Sadece... Arabamı park ettim."
Gideceğini düşündüğümü biliyordu, yine de aksini düşündürmek için tek kelime etmemişti. Bile isteye kandırmıştı beni.
"Bu," dedim, suratım asıldı. "Benimle oyun oynamadığın anlamına gelmez."
"Çok konuşuyorsun, yürü de koluna baksınlar."
Hayretle dudaklarımın arasından bir "Ha!" nidası döküldü.
Üzgünüm ama bu benim konuşmadığım halimdi.