Muhittin ÇİFTÇİ

Muhittin ÇİFTÇİ
Adanalı, yazar, çizer, hakem
Maliyeci
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi
ANKARA
Adana
84 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Sessizlikte Büyüyen Taşra: Muhittin Çiftçi ve Sessiz Sofra
Sessizlikte Büyüyen Taşra: Muhittin Çiftçi’nin Sessiz Sofra Romanında Taşra Sosyolojisi ve İçe Kapanış ______________ 1. Giriş: Taşra, Sessizlik ve Edebiyat Taşra, modern edebiyatta çoğunlukla hem bir mekân hem de bir ruh hâli olarak karşımıza çıkar. Türkiye edebiyatında özellikle 1950’lerden itibaren artan taşra temsilleri, bireyin toplumla, aileyle ve kendisiyle olan ilişkilerinin dar mekânlar ve dar zamanlar içinde nasıl şekillendiğini gözler önüne serer. Bu bağlamda taşra, yalnızca coğrafi bir uzaklık değil, aynı zamanda toplumsal imkânların sınırlılığı, gündelik rutinin tekrarı ve bireysel sıkışmanın mekânı olarak okunabilir. Muhittin Çiftçi’nin Sessiz Sofra romanı, bu taşra sıkışmasını merkeze alırken, sessizlik olgusunu hem bir anlatı stratejisi hem de bir toplumsal gerçeklik olarak işler. Kitaptaki karakterler, çoğunlukla konuşmamayı seçerek ya da konuşamadıkları için sessizliğe hapsolur. Bu sessizlik, hem iletişimsizlik hem de bir direniş biçimi olarak kendini gösterir. Dolayısıyla roman, hem edebi hem de sosyolojik katmanlarıyla taşrayı ve sessizliği iç içe geçirir. Bu çalışmanın amacı, Sessiz Sofra romanını taşra sosyolojisi bağlamında çözümleyerek; bireyin gündelik hayat içindeki mikro çatışmalarını, sessizlikle örülü anlatılar üzerinden ortaya koymaktır. ______________ 2. Teorik Çerçeve: Taşra Sosyolojisi ve Mikro Gündeliklik Taşra sosyolojisi, büyük anlatılardan ziyade küçük ölçekli toplumsal ilişkileri, gündelik yaşam pratiklerini ve kültürel kodların nasıl yeniden üretildiğini inceleyen bir disiplindir. Türkiye’de taşra, sadece coğrafi bir kategori değil, aynı zamanda bir kültürel formdur. Bu kültürel form, geleneksel yapının sürekliliği, toplumsal rollerin katılığı ve bireysel devinim alanlarının sınırlılığı üzerinden tanımlanır (Şaylan, 2002; Karakaş,
1000Kitap
Reklam
Türk Yazınında Derinlikli Bir Ses: Cennette Gibiyim
"... Aşk aptalı mı olmuştuk, kendi dertlerimize gömülüp birbirimizi unutmuştuk belli değildi. Belki kusurları örten koruyucu geceye sığınıyorduk. Yatağımızda hayattan saklanırken birbirimizi bulup şaşırıyorduk. Yabancılamıyorduk, ne ayrıksıydık ne de bitişik. Denk değilsek de karşılıklıydık.. ..."
Sayfa 23 - İthaki Yayınlarrı·Kitabı okudu
Alıntı
İçsel Direnişin ve Güvencesiz Hayatların Şairanesi
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Çağdaş Türk edebiyatının en derinlikli ve kendine özgü seslerinden biri olan Sibel K. Türker, eserleriyle okuru sadece olay örgüleriyle değil, yarattığı ruhsal atmosfer ve dilin incelikli kullanımıyla da sarsar. Onun yazını, modern bireyin –özellikle de modern kadının– iç dünyasındaki fırtınaları, toplumsalın dayattığı gerçekliklerle çarpışmasını, zarif ama bir o kadar da sert bir dille anlatır. 2024 yılında yayımlanan ve 2025 Duygu Asena Roman Ödülü'ne layık görülen Cennette Gibiyim ise, Türker'in bu edebi kimliğini ve yazın dünyamıza yaptığı katkıları özetleyen bir başyapıt niteliğindedir. "Cennette Gibiyim": İsminin İronisinde Saklı Bir Hayatta Kalma Mücadelesi Romanın adı, Cennette Gibiyim, başlı başına bir ironi ve iç hesaplaşmanın kapısını aralar. Bu ifade, romanın anlatıcısı ve başkarakteri Temenni'nin, korkunç bir gerçekliğin üzerini örtmek için kullandığı bir avunma, bir tür kendini kandırma çabasıdır. Temenni, annesini öldüren babasının afla hapisten çıkması ve kendisini de öldürme ihtimaliyle yaşayan bir kadındır. Bu psikolojik gerilim, onu sürekli bir tetikte olma, "güvencesiz" bir hayat sürme haline mahkum eder. Türker, bu bireysel trajediyi anlatırken aslında çok daha büyük bir toplumsal yaraya parmak basar: "Kadınlara düşman bir memlekette bir kadın olarak yaşamanın" yarattığı varoluşsal güvencesizlik. Temenni'nin korkusu, yalnızca babasına özgü değildir; üçüncü sayfa haberlerinden, gece yarısı sokaklarından, erkek egemen tarih yazımından beslenen kolektif bir korkunun tecessüm etmiş halidir. Ancak Türker, bu trajik durumu bir mağduriyet anlatısına dönüştürmez. Aksine, romanı bir içsel direniş ve hayata tutunma alanı olarak kurgular. Temenni'nin "yaşamak" temennisi, pasif bir dilek değil, aktif bir mücadeleye dönüşür. Yazarın da ifade ettiği gibi,
Edebiyat
Cennette GibiyimSibel K. Türker · İthaki Yayınları · 2024246 okunma

Muhittin ÇİFTÇİ

, bir kitap okudu
8/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Sibel K. Türker
7.7/10 · 246 okunma
Tren
"... Bahar aylarında yiyecek bulmak kış kadar zor olmuyordu. Sürekli ot çöp yemekte insanı hasta ediyordu. ..."
Sayfa 189 - Arrines Yayınları·Kitabı okudu