Bir modern masal anlatımı
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Esrarengiz bir orman ve ellerinde bir harita engebeli yolları aşarak kuleye ulaşmaya çalışan iki dost Şövalye ve Ejderha. Kütüphane Festivalinde Kral Düğmecik tarafından gönderilen esrarengiz bir mektup gelir. Mektupta bir trolün, kızı Prenses Börü'yü kaçırdığı ve hapsettiği yazıyordur. Prensesi sadece Şövalye ve Ejderha'nın kurtarabileceği yazılıdır. Yemek yemeği seven kahramanlarımız acaba Prenses Börü'yü kurtarabilecek mi? Her bir sayfada sürpriz olaylar, beklenmedik bir son sizleri bekliyor. Ceviz yiyen kediler, çobaya düşen sinekler, tuhaf bir orman ve böğürtlenler, bataklıkta yüzen prenses ve onu izleyen üç karga, gizemli oda, esrarengiz şurup... Her güzel olan saf ve temiz midir? Ve her çirkin olan kötü ve korkunç mudur? ️Çocuklara hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini anlatan, ön yargılarını yeniden düşünmeye sevkeden, dostluğun ve iyi kalpli olmanın her şeyi çözebileceğini anlatan heyecan dolu bir masal #EjderhaveGizemliKule ️Yardımlaşma, sevgi ve iyilik temalarını eğlenceli bir şekilde işleyen bu modern masal; çocukları Şövalye, Ejderha ve Prenses'le heyecan dolu maceralara sürükleyecek. ️Yazar Sevde Tuba Okçu'nun kaleme aldığı bu eser modern çocuk masallarına güzel bir örnek.
Ejderha ve Gizemli KuleSevde Tuba Okçu · Timaş Çocuk Yayınları · 202418 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:48
GÜN BATIMI YASAKLARI ~ JAYNE COWIE İçerik; ️Distopik polisiye ️Tersiye dünya duzeni ️Kadın egemen bir toplum ️Erkekler için geçerli katı kurallar ️Parkta bulunan bir kadın cesedi ️Annesine kızgın bir genç kız ️Toplumsal normlar, yıkılan tabular ️Feminist bir bakış ️320 sayfa Selam dostlar. #günbatımıyasakları nı bitirdim ve gerçekten harikaydı. Erkek egemen toplumsal düzen bir ölumle bir gecede tersine dönerse ve düzen artık kadınların eline geçerse ne olur? İşte bu kitapta da böylesi bir distopik konu işleniyor. Hayali bile uçuk Gün Batımı Yasakları kadınlara özgürlük veren fakat erkeklere belli bir saatten sonra dışarı çıkması yasak olan, çalışma hayatında kadınlara öncelik verilen, ailede, çocuk bakımında kadınların beyanını esas alan bir kurallar silsilesidir. Bu kurallardan sonra öldürülen kadınların sayıları büyük oranda düşmüştür. Cass’in annesi kamuda bir kelepçeci ve babası da Gün Batımı Yasakları’nı çiğneyen biri olarak hapistedir. Babasının hapse girmesine sebep gördüğü annesinden ölesiye nefret eder. Fakat babasının cezası bitip hapisten çıkınca her şey değişecektir. Artık annesiyle değil babasıyla yaşamayı düşünür. Bir gün annesinin iş yerine gittiğinde eline bir kelepçe anahtarı geçer. Onu geri vermez, saklar. Belki ölesiye nefret ettiği bu yasakları delmenin cazibesi onu teşvik etmiştir. Zira onun gözünde erkekler zulüm altındadır. Peki yaptığı doğru mudur? Yasaklar gerçekten onları koruyor mudur yoksa bireylerin kararları önünde kocaman bir duvar mı örüyordur? Konusu ve kurgusuyla merakla kendini okutan, “Acaba her şey tersine olsaydı daha mı güvende olurduk yoksa güç karşısında iyice düzeni mi bozardık?” diye sorgulatan bir kitap oldu. Hayali bir güzeldi ama söyleyeyim Siz de böyle tersine dünya düzeni temalı kitaplar okumayı ve cinayeti çözerken
Gün Batımı YasaklarıJayne Cowie · 25M2 Kitap · 20261 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sefiller – Victor Hugo
10/10
·1724 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Sefiller, yalnızca bir roman değil; insanı, toplumu, adaleti ve vicdanı aynı denklem içinde düşünmeye zorlayan büyük bir insanlık laboratuvarı. Victor Hugo bu eserde bireyi tek başına ele almaz; onu yoksulluk, hukuk, din, ahlak, sınıf, eğitim ve tarih gibi büyük kuvvetlerin içinde inceler. Bu yönüyle roman, bana göre edebi olduğu kadar sosyolojik ve felsefi bir metindir. Jean Valjean’ın hikâyesi, “İnsan kötü müdür, yoksa koşullar mı insanı kötülüğe iter?” sorusunu sürekli diri tutar. Hugo’nun cevabı basit değildir; insanı ne tamamen masumlaştırır ne de bütünüyle mahkûm eder. Onu anlamaya çalışır. Romanın en güçlü tarafı, adalet ile yasa arasındaki farkı göstermesidir. Javert’in temsil ettiği düzen, mantıksal olarak tutarlı fakat insani olarak eksiktir. Jean Valjean ise ahlakın yalnızca kurallara uymaktan ibaret olmadığını; bazen merhametin, bağışlamanın ve vicdanın yasadan daha yüksek bir gerçeklik taşıdığını gösterir. Burada Hugo, kuru bir ahlak dersi vermez; insan ruhunun dönüşebilir olduğunu anlatır. Bilimsel bakışla düşününce Sefiller, neden-sonuç ilişkileriyle örülü devasa bir toplumsal sistem gibidir. Açlık bir suça, suç bir cezaya, ceza bir kimliğe, kimlik ise insanın kaderine dönüşür. Fakat Hugo bu zincire bir değişken daha ekler: merhamet. Bazen tek bir iyilik, insan hayatındaki bütün denklemi değiştirebilir. Felsefi açıdan ise romanın merkezinde şu soru durur: İnsan, geçmişinden ibaret midir? Jean Valjean’ın mücadelesi bu soruya verilmiş en güçlü edebi cevaplardan biridir. Hugo’ya göre insan, geçmişinin yükünü taşır; fakat yalnızca ondan ibaret değildir. İnsan, bilinçli bir ahlaki tercih ile kendini yeniden kurabilir. Sefiller uzun, yer yer ağır, yer yer tarihsel ayrıntılarla dolu bir eser. Fakat bu uzunluk boşuna değildir. Hugo yalnızca karakter
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,4bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:44
Je t'aimais, je t'aime, je t'aimerai. Seni sevdim, seviyorum ve seveceğim. Anne ve babasını bir yangında kaybeden Bonlivre'in kalmaya başladığı yurtta birkaç gün sonra müdür değişir. Müdürün değişmesiyle beraber tüm çocukların hayatı çekilmez bir hal almaya başlar. Herkesin kişisel eşyasına el konulur, yemekleri kısılır, soğukta uyurlar. Bonlivre, yazar olan anne ve babasının ona bıraktığı defteri itinayla yeni müdür Xavier'den saklarken müdür sonunda deftere de el koyar. Tüm çocukların mutsuzluğu yurtta yerleşik bir hayat yaşamaya başlamak üzereyken Bonlivre, akşamları hikayeler anlatmaya başlar. Ve bu umudun yeşermesi demektir. Elbet yasaktır. 🪾 Bu esnada şehirde yazarlar kaybolmaktadır. Kahramanımız ailesinin ölümüyle bu kayıplar arasında bağ olduğunu düşünür ve sonra olaylar gelişir. Yazar macera dolu bu kitabı anlatırken sakinliğini korumuş. Kitabı bitirirken bunu düşündüm. "Ne kadar sakin, koşturmacadan uzak, güzelce yerleştirmiş olayları," dedim kendime. Bu kısmı ayrıca sevdim. Dostluk, yuvaya dönme, pes etmemek, her şeye rağmen cesur olmak, dayanışma temaları kitabın tamamına işlemiş. Çevirisi sayesinde de bir çırpıda okunuyor kitap. Çevirmenin dile hakimiyeti sayesinde kitaptan hiç kopmuyorsunuz. Bu iyi çevirinin sahibi de @asli.konac
Bastien Bonlivre'in Şaşırtıcı HikâyesiClare Povey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:07
Beyaz her zaman umut mudur? Bazen bir matem. Bazen bir vazgeçiş. Bazen yaşam. Bazen bir mucize. Bazen içsel bir yolculuk. Beyaz renk üzerine yazılmış, kadın temasını yer yer almış bir kitap. İnsanı derin düşünmeye sevk ediyor. Nitekim kültürlerin çoğunda evlilik mutluluk gibi kalıpları sarmalayan 'Beyaz' renginin aslında bazı kültürlerde ölümü çağrıştırdığı da bir gerçek. Cenazelerde beyaz giyilmesi gibi. Asya kültüründe bununla ilgili araştırma yapabilirsiniz. Tabii ki kitap sadece ölümü anlatmıyor. Bir noktada aslında etrafımızdaki sahip olduğumuz, var olan herşeye hem şükretmemizi anlatırken, bir noktada ayrılıkların kaçınılmaz olduğunu vuruluyor. Beyaz Kitap
Edebiyat
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,062 okunma
GERÇEK KIYAMET İNSANIN İÇİNDE KOPANDIR!
7/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:24
Bir insanı hayatta tutan şey gerçekten umut mudur? Yoksa bazen sadece unutamamak mıdır?.. Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere Oğuz Yılmaz ’ın Şimal Yıldızı kitabını inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım! Öncelikle şunu söylemeliyim ki bilimkurgu, çok sık tercih ettiğim bir tür değil. Ben daha çok edebi yönü güçlü, karakterlerin iç dünyasına derinlemesine inen, melankolik tarafı ağır basan kitaplarda kendimi buluyorum. Bu yüzden Şimal Yıldızı’nı okurken de dikkatimi en çok çeken şey kurulan distopik dünya ya da teknolojik unsurlar değil, karakterlerin yaşadığı duygusal çatışmalar oldu. Özellikle Leke karakteriyle bağ kurdum diyebilirim. Çünkü kitabın merkezinde büyük bir sistem, bir mücadele ve bir gelecek tasarımı olsa da beni en çok etkileyen şey onun yaşadığı insani kırılmalardı. Şimal’e dair yaşadığı hayal kırıklığı, buna rağmen tamamen teslim olmaması, sorgulamaya devam etmesi ve kendince direnmeye çalışması oldukça etkileyiciydi. En çok da burada hikâyenin bilimkurgudan çıkıp insanın en tanıdık yaralarına dokunduğunu hissettim. Çünkü bazen insanın hayatındaki en büyük yıkım, dünyanın değişmesi değildir; güvendiği bir insanın değişmesidir. Asıl kıyameti orada kopar insanın… Yabancıların kötülüğüne karşı kendimizi hazırlayabiliriz belki ama sevdiğimiz insanların bizi hayal kırıklığına uğratmasına hiçbir zaman tam anlamıyla hazır olamıyoruz. Bu yüzden Leke’nin yaşadığı kırgınlıklar bana kitabın distopik atmosferinden çok daha etkileyici geldi. Gölge ile kurduğu bağ da bu nedenle hoşuma gitti. Dünyanın bütün düzenleri değişse bile insanın anlaşılmaya, görülmeye ve yanında yürüyen birine ihtiyaç duyması değişmiyor çünkü. Kitabın temelinde yer alan hafıza, duygu, özgür irade ve insanlık üzerine kurulan sorgulamaları da değerli buldum. Özellikle kusursuz
Edebiyat
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202649 okunma