Ölüm, bir ipek böceğinin bir kelebeğe dönüşmesi, bunun için bir koza örmesi, şiddetli doğum acıları çekmesi, bir eser bırakması, son olgunluğa doğru ilerleyişidir.
Tabiat çılgınca güzelse, insan ondan bir anda mutlak mahrumdur. Sanki kendisiyle onun arasında bir engel vardır. Atılan her bağ tutmaz, her köprü düşer, konan her taş devrilir. Mezar taşları bile hep devrilir. Dağ, insanın karşısına, bir harâmi gibi çıkar. Tabiat, bütün bir güzellikle donanıksa, tam o anda insanın içi üşür, içine kar yağar kişinin.
“Harâmi gibi yoluma
Arkurı düşen karlı dağ”