Sedanur Kılıç

Sedanur Kılıç
@muhayyel___
Kitap Özet Defterim Alıntıların fazlalığı göz yorduysa affola, Kitaplar satırları ve sâdrları yormaz zirâ...
Dokuz Eylül Üniversitesi / Hafize
69 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
3.1.1.Seyyidü’l-İstiğfar 19- Şeddâd b. Evs (r.a.), Allah’ın Rasûlü’nün (s.a.v.) şöyle buyurduğunu aktarmıştır, “İstiğfarın efendisi, kulun şunu demesidir: اللهم أنت ربي ال إله إال أنت خلقتني وأنا ب ك وأنا لى ه ك وو ك ما استطعت أ وذ بك من نه ال يغفر الذنوب إال أنت ِ شر ما صنعت أبو لك بنعمتك وأبو لك بذنبي فاغفر لي فإ “Allah’ım, Sen benim Rabbimsin. Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Beni yarattın, ben Sen’in kulunum ve ben gücümün yettiğince, Senin ahdin ve va’din üzereyim. Bana olan nimetini itiraf ederim, günahlarımı da itiraf ediyorum. Ne olur beni bağışla. Çünkü günahları Sen’den başka kimse bağışlayamaz.”. ( KAYNAK : İSTİĞFAR KAVRAMI VE NESÂÎ’NİN ‘AMELÜ’L-YEVM VE’L-LEYLE’Sİ İLE NEVEVÎ’NİN “EZKÂR” ADLI ESERLERİNİN İSTİĞFAR BÖLÜMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Esma VELİOĞLU Danışman Dr. Öğr. Üyesi Abdülkadir PALABIYIK Sayfa ; 79)
Reklam
Dua kulluğun özü,istiğfar ise duanın özüdür. (Bu sözün zihnimde yankı bulduğu hakikat) Zirâ her talep(dua)'nın teşvik edici özünde bir acziyet , (istiğfar ise özünde) mahcubiyet ,Nedâmet içerir 🫠🌷
Bugün Türk İslam Edebiyatı Dersinde anlatılan Bir Menkîbe
Darhane Çorbası Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında başveziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. Başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar. Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. Sofra hazırlanmış. Sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine; “Bu çorba çok hoşuma gitti. Ne çorbasıdır bu?” diye sorar. Çok zeki ve firasetli olan ev sahibi, misafirinin Padişa olduğunu hemen anlamıştır; “Dar hane (fakir hane) çorbasıdır, sultanım” diye cevap verir. Bu zekice cevap padişahın hoşuna gider ve o fakiri ertesi gün, ikram ettiği çorbanın tası ile saraya davet eder. Adamcağız gelince, padişah emir verir ve doğruca Darbhane’ye gönderir. Orada tası ağzına kadar altınla doldururlar. Tekrar padişahın huzuruna getirdiklerinde, padişah adamın halini sorunca der ki: “Sultanım, darhanemize (fakirhanemize) teşrif buyurdunuz ve darhane çorbamızdan içtiniz. Bu çorba şimdi “Darhane” değil “Darbhane” çorbası oldu” der. Darhane, Anadolu insanının dilinde “tarhana” olarak yerini alır. Bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak “tarana” olarak kullanılır.
Cemal savaşı sadece siyasî bir Hadise olmayıp daha sonra ortaya çıkacak siyasî ve itikadî mezheplerin tartıştıkları önemli meseleler sayılan amelin imandan bir cüz olup olmadığı büyük günah işleyenin akıbeti gibi tartışmalara ve ihtilaflara zemin teşkil etmiştir(101) dolayısıyla savaş ve savaşa iştirak edenlerin dini ve dünyevi durumları mezhepler tarafından farklı şekillerde değerlendirilmiştir nitekim ŞİA ile haricilerin tamamına göre Cemal de Hz Ali haklı ona karşı savaşan Hz Aişe hazreti Talha ve Hz Zübeyir ise asidirler bu mezheplere mensup bir kısım fırkalar ise daha da ileri giderek hadislerde haksız saydıklarına tekbirle suçlamışlardır mutezilenin çoğunu olduğu hadiseler Hz Ali'ye haklı muhaliflerine haksız ve hatalı görürken bu Bekir elasan darar bin amir Muhammed Bin abbât ebul hüzeyl Allaf gibi mutezili alimler hissedeceğim öyle katılan taraflardan hangisinde hangisinin haksız olduğunun bilinemeyeceği kanaatindedirler mutezilenin kurucusu kabul edilen vasıl binata ise taraftardan birinin mutlaka fasık olduğunu ancak bunun belirlemenin imkan dahilinde bulunmadığını Söyler bu hadisi hakkında ehli sünnet içinde de farklı görüşler ileri sürülmüştür el sünnetin öncüsü kabul edilen selefiye mensupları ashab arasında ortaya çıkan bu tür ihtilafları tartışmanın doğru olmadığını hükmetmişlerdir onlara göre hata etmiş olsalar da birbirleriyle savaşan her iki sahabe grubunun da Allah affetmiştir ibni haznenin cemaat savaşından önce her iki tarafını da iyi niyetle hareket ettiklerini savaşmak maksadıyla yola çıkmadıkları halde Hz Osman'ın katillerinin komple sebebiyle kendilerini çarpışmanın içinde bulduklarını dolayısıyla bu savaşta onların kusursuz sayılmaları gerektiğini iddia eder selefi alimlerinin Bir kısmıyla eşariye ve maturidiye'ye mensupsun niye kelamcıların
Sayfa 268
Kur'ân Yazılmış kâinat, Kâinat yayılmış bir Kur'ândır. (Yâni Kâinatta Kur'ânın inceliklerini görüp okuyoruz🫠) Doç.Dr.Ferruh Kahraman