Dünyanın en zor okunan kitapları listelerinde hep ilk beş kitap arasında gösterilen bu eseri bu kadar okunması zor kılan şey ne?
Aynı şekilde kitap hakkında ki incelemeler ve yorumlar da hep kitapdan soğutacak şekilde baskın bir zorluğu çağrıştırıyor.
Ben ise bu güzel kitabı, hem herkese tavsiye etmek, hem de kitaplığında bekletenleri okumaya teşvik etmek için böyle bir inceleme yazmaya karar verdim.
Kitabı üç ay içerisinde bu ikinci okuyuşum, bu yüzden bir de ön inceleme yazmak istiyorum.
Yukarıda bir soru sormuştum, kitabın bu kadar okunması güç yanı nereden geliyor? İşte buna bir cevap bulabilmek için önce bilinç akışı tekniği nedir ve bu teknikle yazılan kitaplar neden okuru çok zorluyor, bundan başlayalım.
Aslında bilinç akışı dediğimiz şey, neredeyse her gün yaptığımız olağan bir durum iken bu birbirine zıt düşünceler yazıya dökülünce neden anlamlarını kaybediyorlar?
Bunlar konu başlıklarımız olsun, bir bir bunları örnekle açıklamaya çalışayım.
Bilinç akışı dediğimiz şey, herşeyi salt gerçeklikle görüp anlamlandırdığımız betimleyici nesneler bütünüdür, bu bir ağaç da olabilir, kuş da, insan da.
Şöyle bir örnek vereyim, bilinç akışı, gece yastığa başımızı koyduktan sonra beynimize nüfuz eden zaman, mekan, olgu ve nesnelerden bağımsız günü kafamızda yorumlama şeklimizdir. Sabah arkadaşınızla yaptığınız konuşmalar gelir birden aklınıza, sonra görüp aklınızda yer ettiğiniz çiçeğin rengi, sonra birden geçmiş zamanlarda yaşadığınız acı tatlı olaylar gelir aklınıza ve siz tüm bunları unutmaya çalışıp uyumaya çalıştıkça bilinç altınız sizi sürekli etkilendiğiniz olaylar ve düşünceler bütününü slayt bir gösteri şeklinde hızla yenileriyle yer değiştirir.
İşte bilinç akışı dediğimiz şey ise tam da bu, kontrollü ya da kontrolsüz bir şekilde gördüğünüz her şeyi