İnsanın soluğu tıkanıyor,vicdanı bulanıyor, aynı zamanda ayaklarının altındaki toprağın , bir halı gibi sinsice kaydığını hissediyordu. Devamlı ve sağlam olması gereken sınırlar değişiyor… hareketleniyor ve ilkbahardaki dereler gibi gidip uzaklarda kayboluyordu.
Kusursuz bir anlayışın ve büyük bir sanatın eseri olan köprü ise..ihtiyarlık ve değişiklik nedir bilmeden , geçici şeylerin kaderini paylaşmadan , yine her zamanki gibi ölümsüz gençliği içinde uzanıyordu
Aralarında kimsesi olmayan kadınlar bile hüngür hüngür ağlıyordu askerlerin gidişine.Çünkü herkesin mutlaka ağlayacak bir şeyi bulunur.Sonra başkasının acısına ağlamak da her zaman tatlıdır