Felçli bir kimsenin altından koltuğunu çekip değneklerini bir tarafa bırakmasını, yahut bir mucize olmaksızın, "döşeğini sırtlanıp yürümesini istemek ne ise, bilginin diye geçinen okurdan kitaplarını bırakıp kendi kendine düşünmesini beklemek odur.
Gün gelir çok şey paylaştığınız bir dostunuzla ayrı düşersiniz; gün gelir bu dostunuz bir şekilde karşınızda yer alır; ona düşmanlık yapmayacak, onu incitmeyeceksiniz. Bu da hayata dahildir. Bilakis onun hakkını vererek yaklaşmanız veya mesafeli durmanız gerekir. Herkesi affedemezsiniz belki ama dostluğumuz affedeceksiniz dostluk bunu gerektirir.
Yaşamın uzunluğunu, kısalığını çok düşündü Seneca. O, yaşamın kısa olduğunu söylemez; olayların rüzgarına veya köyü alışkanlıklara kapılanların, yaşamaktan korkanların veya geçmişe takılanların onu kısalttığını söyler.
Hayat dediğimiz bir süredir. Yaşam ise o süreyi nasıl kullandığınızdır. Biz de bu iki sözcüğü dönüşümlü kullananlar var; bu çok yanlış. Burada iki ayrı sözcük olması boşuna değil. O süreyi nasıl geçirdiniz, nasıl davrandınız, üslubunuz neydi? İşte o yaşamınızdır.