Mora tutkulu, kötü insanlar arasında en büyük değerlerden olan merhametini ve vicdanını kaybetmemiş, en büyük hayali yeterli ve iyi ahlakı temel alan
bir ebeveyn olmak olan günahkar ve tövbekar bir kul…
Bazen bir kitap okursun ve bittiğinde sanki o karakterle birlikte sen de yaşlanmışsın gibi hissedersin ya, Yaşamak tam olarak bu benim için. Fugui ile öyle bir bağ kurdum ki, o ihtiyar adamın yanına oturup omuz omuza vermişiz gibi hissediyorum. Yu Hua sağ olsun, hiç laf kalabalığı yapmadan, süslü cümlelerin arkasına saklanmadan anlatmış her şeyi. Öyle içten, öyle çıplak bir anlatımı var ki; Fugui’nin kaybettiği her sevdiğinde, sırtındaki o ağır yükte benim de canım yandı.
Hayat bazen üstümüze en sert dalgalarıyla gelse de, her şeye rağmen yarına uyanmak ve o toprağa basmaya devam etmek aslında sessiz bir zafermiş.
Zenginlik, başarı ya da büyük idealler... Hepsi bir kenara, sadece nefes almanın, sadece orada olmanın o sarsıcı bir güzelliği varmış. Bu kitap benim için artık bir kağıt yığınından çok daha fazlası; zor zamanlarımda Fugui'nin inadını hatırlayıp güç bulduğum bir dost oldu.
Günün sonunda, Fugui ve o ihtiyar öküzüyle baş başa kaldığında anlıyorsun ki; dünya ne kadar dönerse dönsün, asıl mesele tüm fırtınalara rağmen o ağacın gölgesinde huzurla oturabilmekmiş. Bu hikaye kalbimin bir köşesinde, en samimi hatıralarımın yanında hep duracak.