“ şu amaçsız dönüp dolaşmalardan usandım artık. ben yokum bu işte. kandıramam kendimi. günün birinde yaşlanıp köşeme sinmek, boşuna tükettiğim günler için yakınmak istemiyorum.”
“akıp da hiçbir yere ulaşmamak mümkün mü? yani sence bir sonu yok mu bu derenin? oysa her şeyin bir sonu var. gecenin, gündüzün, haftanın, ayın, yılın olduğu gibi..”
annesi kesti sözünü: “ bırak şimdi boyundan büyük sözler etmeyi. kalk çıkalım dışarı. gevezeliğin sırası değil.”
“hayır anne. bıktım ben bu dolaşmalardan. çıkıp gitmek, başka yerlerde ne olup gittiğini görmek istiyorum. sakın ‘küçük kara balık’ın aklını çeldiler’ deme anne. inan bana, uzun süredir düşünüyorum bunları. tabii ki her anlatılandan bir şeyler öğrendim. hele boşuna ömür tükettiklerinden yakınan ihtiyar balıklar var ya beni en çok onlar düşündürdü. yaşam sadece bir avuç suyu ardı sıra dolaşarak zaman doldurmak mı gerçekten? öğrenmek istiyorum. yoksa başka türlü bir yaşam türü de var mı şu dünyada?”
“Allah kime nur vermemişse onun için bir nur yoktur”. yani Allah kime hidayet etmezse o kimse, cahil, hayrette, helak olucu, şaşkın bir kafirdir. Allahu Teala’nın şu buyruğunda olduğu gibi: “ Allah kimi saptırırsa ona hidayet edecek yoktur”. bu müminlerin misalinde söylediklerinin aksinedir:” Allah nuru ile dilediğini hidayete iletir.” yüce olan Allah’tan kalplerimize nur vermesini, sağımızı ve solumuzu nur kılmasını ve bizleri nur ile yüceltmesini diliyoruz.
“öğrenme imkanına sahip olmayıp şirke düşen bir kimse; örneğin tevhid davetinin davetçilerinin bulunmadığı küfür diyarlarında ve toplumlarda olan bir kimse, cehaletini kaldırma imkanına sahip değilse, alimlerin sözlerinden sahip olanına göre mazurdur. Allahu Teala en doğrusunu bilir.”