9/10
·160 syf.··
2026 21. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:34
Livaneli, Mardin’in çok kültürlü atmosferini öylesine canlı bir şekilde aktarmış ki okurken kendinizi o sokaklarda yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Özellikle Meleknaz’ın hikâyesi, savaşların ve çıkar çatışmalarının en ağır bedelini çoğu zaman kadınların ödediğini bir kez daha hatırlatıyor. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın büyük toplumsal meseleleri tek bir insanın hikâyesi üzerinden anlatabilmesi oldu. Haberlerde sayılar ve başlıklar olarak gördüğümüz göç, savaş ve mültecilik kavramları, bu romanda bir yüz ve bir ses kazanıyor. Bu yüzden Huzursuzluk yalnızca okunup bitirilen bir kitap değil, insanın uzun süre zihninde taşıdığı bir eser. Romanın dili sade ama etkisi derin. Gösterişli cümlelere ihtiyaç duymadan okuru duygusal olarak yakalıyor. Son sayfayı kapattığımda geriye sadece karakterlerin hikâyesi değil, dünyanın farklı köşelerinde yaşanan acılara karşı duyduğum sorumluluk hissi de kaldı. Huzursuzluk, adının hakkını veren bir roman; çünkü okuru rahatsız ediyor, düşündürüyor ve bazı gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyor. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, insanın kalbine dokunan çok özel bir okuma deneyimi oldu.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
PEYGAMBERİN ŞARKISI
Puan vermedi·240 syf.··
2026 26. kitabı
Peygamberin şarkısı Yakın gelecekte kafasında yarattığı hayali Dublin’de(İrlanda) geçen distopya türünde yazılmış bir kitaptır klostrofobi örneğini Kosla bütünleştirmiştir 2023 booker ödülünü almıştır, kitabın ilham kaynağı olarak Suriye’deki iç savaş gibi Orta Doğu ülkelerinde yaşanan olaylar mülteci krizleridir burada amaç uzaklarda yaşanan bir trajedi bir gün bizi de bulabilir bizlere de benzer şeyleri yaşayabiliriz bir nevi doğunun trajedisinin batıya taşınması inandı halkına ve batı dünyasına bir mesajdır, demokrasisine, ilkelerini yok sayarsan, kurumları çökerse siyasi erkeğe denetlemezsen kurumlar bir gecede çöker ve bunlar yaşanır Kitap oldukça gerçekçi bir dille yazılmıştır Türkiye gibi ülkelerde yaşıyorsanız bu yaşananların gerçeğin tam kendisi olduğunu anlıyorsunuz Kitap aslında yaşanan olaylardan ziyade yaşanan olayların sıradan bir aile etkisini konu alıyor bu etkiyide anne ve kadın üzerinden kurguluyor Bundan dolayıda Romanın merkezinde dört çocuk annesi Eilish Stack vardır. İrlanda’da demokratik düzen çökerken, devlet baskısı artar, insanlar kaybolmaya başlar ve ülke iç savaşa sürüklenir. Eilish’in temel mücadelesi, ailesini bir arada tutmak ve hayatta kalmaktır. Roman yoğun bir kaygı, çaresizlik ve ikincil travma erkisi yaratır. Okuyucu da Eilish ile birlikte sürekli o travmayı yaşatır Bu nedenle kitap yalnızca politik bir kitap aynı zamanda psikolojik bir romandır. Siyasi Açıdan -otoriterleşmenin normalleştirilmesi -demokrasilerin kırılganlığına dair güçlü bir uyarıdır. -Lynch’in vermek istediği mesajlardan biri şudur: Özgürlük çoğu zaman kaybedilene kadar fark edilmez. -korku ve kaotik ortam -etiketleme ve fişlemeler -kaybolan ve öldürülen inslar Faşizm yavaş yavaş geliyor ilk başta acil durum yetkisi yasası geliyor bizdeki o haller ya da
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,910 okunma
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
2026 20. kitabı
. Hatay’daki deprem haberini alan kahramanımız, kuzeni Ferit’i bulmak için İstanbul’dan Hatay’a gider. Enkaz başında umutla bekleyen insanlar arasında, Iraklı mülteci Ali ile tanışır. Ali; eşini ve kızını kurtarmayı beklerken, Saddam dönemindeki baskılarla başlayan hayat hikayesini anlatır. Irak’tan İran’a, oradan Türkiye’ye uzanan kaçış yolculuğunda; toplama kampları, yoksulluk, şiddet, dışlanma ve kimsesizlikle mücadele eder. Depremin enkazı altında yalnızca binalar değil, insanların geçmişleri, umutları ve kimlikleri de ortaya çıkar. Roman deprem, göç, aidiyet ve kayıp temalarını aynı anda işleyen, oldukça güçlü bir dramatik kurguya sahip. Özellikle Hatay depremiyle Irak’tan gelen bir mültecinin geçmişini aynı enkazda buluşturması, iki farklı acının ortak insanlık duygusunda birleşmesini sağlamış. Sednaya Hapishanesi'nde yaşamını yitirenlerin anısına yazılmış bir eser olması ve yazarında Hatay doğumlu olması da önemli bir bağ kuruyor. Çünkü Hatay; yıllardır deprem, göç, sınır kültürü ve mültecilik deneyimlerinin iç içe geçtiği bir coğrafya. Bu yüzden de romandaki atmosferin gerçekçi ve sahici hissedilmesini sağlıyor. “Uzun zaman önce” romanında kalemini sevdiğim yazar bu kez de şaşırtmadı. Eşsiz üslubuyla etkileyici bir roman ortaya koymuş. #KimsesizlerCoğrafyası ^ ^ ^ #ZekeriyaÇetin #inkılapkitabevi #bloghemsire #edebiyat #deprem
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 202698 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 38. kitabı
Christy Lefteri'nin Halep Arıcısı,Suriye iç savaşı ve sonrasında yaşanan göçmenlik-mültecilik üzerine kurgulanmış bir roman. Aslında yarı kurgulanmış da diyebiliriz. Zira yazar hem Atina'da hem de İngiltere 'de yardım kuruluşlarında çalışmış,birebir gözlemlediği olaylardan ve kişilerden yola çıkarak bu kurguyu oluşturmuş. Halep'te arıcılıkla uğraşan Nuri ve ressam karısı Afra savaş yüzünden ülkelerinden kaçmak zorunda kalır. Tarafı olmadıkları bir savaşın içinde olmak istemezler. Türkiye üzerinden Yunanistan, oradan da İngiltere'ye ulaşmak en büyük emelleridir. Ancak memleketlerinde öyle büyük acılar yaşamışlardır ki görür gözleri görmez,kalpleri hissetmez olmuştur. Bazen insan vücudu kendini kilitler yaaa,işte onlarınki de o hesap. Suriye,Somali, Ukrayna,Lübnan, Filistin,İran dört tarafımız ateş topu...Umarım bize de sıçramadan bir an önce biter. Savaş demek yokluk demek,yoksulluk demek,en sevdiklerini kaybetmek demek... Bu işin kazananı olmaz,herkes kaybeder. Çevremizdeki ülkelere bakmak yeterlidir sanırım.
Halep ArıcısıChristy Lefteri · Pena Yayınları · 2020103 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:46
‎Merhaba sevgili kitap kurtları bugün sizlere yaşanmışlığı ele alan bir kitapla geldim ‎Nereden nasıl başlasam bilemiyorum, ciğerleri burkan bir hayat hikayesi ile beraberiz. Kitap 6 Şubat sabahı deprem haberiyle sarsılan ve kuzeninin kaybı/akıbeti üzerine Hatay’a giden isimsiz bir anlatıcının gözünden anlatılıyor. ‎6 Şubat Depremi ve o süreçte yaşananlar. Enkaz yanında ailesini bekleyen Ali'nin yürekleri dağlayan hikayesi. Irak'tan Hatay'a uzanan yolculuk. Ali'nin bitmeyen mücadelesi. ‎Şu kısacık kitap size ne hissettirebilir diyebilirdim okumasaydım eğer. Ali'nin yaşamını, kayıplarını, aşkını okudukça gördükçe diyoruz ki yasın dili de milliyeti de yoktur. Coğrafya kaderdir sözünü de bir kere daha bu yaşanmışlıklarla görüyoruz. Savaş, sürgün, hapis de olsa Ali'nin hayata tutunması bizleri etkiliyor, gözyaşlarına boğuluyoruz. ‎Kim olursa olsun bu acıyı yaşayan bir insan. Dili, milliyeti ne olursa olsun aynı şeyleri ve daha fazlasını yaşamış. Buna nasıl yürek dayanır diyeceğimiz noktada kendisi bu hayatı yaşamış. Hayatın gerçeğini sert ve açık bir dille suratımıza çarpan yazarımız deprem ve mültecilik konusunu etkileyici bir şekilde düğümlemiş. Hüzünlü ama bir o kadar da insani bir edebi yolculuğa çıkmak isterseniz; bir oturuşta okunabilecek ancak etkisi uzun süre geçmeyecek bir roman. ‎Yazarımızın kalemine sağlık Zekeriya ÇetinZekeriya Çetin
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 202698 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 18:03
Hikaye, çok uzak bir gelecekte değil, neredeyse "beş on yıl sonrası" diyebileceğimiz bir yakın gelecekte, Dublin’de geçiyor. Seçimle başa gelen aşırı sağcı bir partinin, gücü eline geçirdikten sonra adım adım ülkeyi nasıl totaliter, baskıcı bir diktatörlüğe ve ardından kaçınılmaz bir iç savaşa sürüklediğini izliyoruz. Biz bu yıkımı büyük makro pencerelerden değil; dört çocuk annesi ve bir bilim insanı olan Eilish Stack’in gözünden, yani bir evin içinden deneyimliyoruz. Öğretmenler sendikasında yönetici olan eşi Larry’nin gizli servis tarafından apar topar götürülüşüyle başlayan süreç, Eilish’in çocuklarını ve demans hastası babasını korumak için verdiği insanüstü bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. "Felaket bir anda patlamıyor; gündelik hayatın içine sızarak, sizi yavaş yavaş alıştırarak geliyor." Kitabı okurken ilk başlarda zorlanabilirsiniz çünkü yazar çok bilinçli bir teknik tercih yapmış: Metinde paragraf bölünmeleri yok ve diyaloglar için hiçbir tırnak işareti ya da konuşma çizgisi kullanılmamış. Konuşmalar, iç sesler ve dışarıdaki kaos, soluksuz blok metinler halinde akıyor. Okurken fark ettim ki bu üslup, yaratılan klostrofobik ve boğucu atmosferle mükemmel bir uyum içinde. Diyalog belirteçlerinin olmaması, karakterlerin sesinin totaliter rejim tarafından nasıl kısıldığını, seslerin düz metnin içinde nasıl silikleştiğini hissettiriyor. Okur olarak nefes alamıyorsunuz, tıpkı Eilish gibi bir sonraki cümlenin sizi nereye savuracağını bilmeden, nefes nefese okuyorsunuz. Romanın en güçlü tarafı empatiyi bir duygu değil, tokat gibi bir deneyim olarak yüzümüze çarpması. Televizyonda gördüğümüz, sayılardan ve istatistiklerden ibaret sandığımız "mültecilik" kavramını, Batılı bir coğrafyada (İrlanda) kurgulayarak şu soruyu soruyor: "Bu sizin başınıza gelseydi ne
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,910 okunma
Reklam
Reklam