Hep karşı tarafın iyiliği ve mutluluğu oldu mesele. Hep onlara adandı ince düşünceler. Tersi olması gereken günlerde de fark etmediler. Böyle böyle unuttular bizi, unutturdular kendimizi düşünmeyi.
Hiçbir şey anlamadığını biliyorum. Bir yanlışlık olduğunu düşündüğünü de biliyorum. Bütün bunların seninle ilgisini çözemiyorsun. Ancak tesadüfün olmadığı bir evrende senin için çizdiğin yolda ilerlemek zorundasın.
Hakan Günday’ın bir kitabı olsun ki sizi şok etmesin…
Bir kitabı olsun ki kapağını kapattığınızda hayranlık bırakmasın, yeni bilgiler öğretmesin…
İlk kitabını okuduğumdan beri kendisine büyük ilgi duyduğum yazarın Ziyan kitabı, askerlik hizmetini yapan bir erin yaşadığı zihin karışıklıklarını anlatıyor. Öncelikle askerlikte yaşanan uyku düzensizliklerini, alt-üst ilişkisi içindeki askerlerin birbirlerine uyguladıkları güç gösterilerini, hayatın amacının sorgulamak için bulunmaz uzun bir zamanın oluşunu ilmek ilmek işliyor, ruha dokunuyor. Sonrasında askerlikle hiç bağdaşmayacağını düşünebileceğiniz, Mustafa Kemal Atatürk’ü öldürmek üzere planlanan İzmir Suikast’ını yapacak kişi olan Ziya Hurşit’i anlatıyor, iki konu arasında psikolojik bağlam yaratıyor. Bu ve bunun gibi değişimlerle olay örgüsünü tersine çeviriyor ve bütün tahminleriniz yanlış birer hipotez olarak kalıyor.
Anlatımındaki efsanevilik bir yana, tasarım olarak da kitaplarını çok zekice tasarlıyor. Bölüm numaralarının baştan sona artmayıp azalması, bölüm ayrımlarındaki konu geçişlerinin merakı azaltmayıp arttırması bunlardan yalnızca birkaçı.
Kitap okurken merakım diri kalsın, yeni şeyler öğrenebileyim diyen herkese tavsiye ediyorum. Yazar toplumun her gün yaşayıp farkına varmadığı sorunları, hiç bakılmayan açılardan örneklerle anlatıyor. Okuyun, okutturun… Hakan Günday