Mümin dikkatli olmalı
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz (iki defa aynı yanılgıya düşmez). (Buhârî, "Edeb", 83; Müslim, "Zühd", 63)
Hadîs-i Şerif
Güne Nasıl Başlamalı ve Nasıl Bitirmeliyiz?
Konumuz, her günün sabahında ilk olarak yapmamız ve her günün akşamında son olarak yapmamız gereken şey ile ilgili. Sabah uyandığımızda aklımıza ilk olarak ne geliyor? Nasıl bir düşünce ile uyanıyoruz? Eğer ilk olarak aklımıza o gün içinde yapmamız gereken işler listesi geliyorsa o zaman hayatımızın gidişatında bir değişiklik yapmanın vakti gelmiş demektir. Çoğu zaman günlük hayatın koşuşturmacası bir girdap gibi bizi kendisine çeker. Bir ev hanımı sabah kalktığı andan itibaren kahvaltı hazırlamak, çoluk-çocuğu okula hazırlamak, evi temizlemek, bulaşık, çamaşır, yemek yapmak gibi günlük rutin işleri düşünür. Bir öğrenci sabah kalktığı andan itibaren o gün okulda var olan dersleri, şayet sınav olacaksa sınavı, ödevi düşünür. Bir işçi sabah kalktığı andan itibaren kahvaltısını yapıp hemen yola koyulmayı, servise, dolmuşa, otobüse yetişerek iş yerine vaktinde gitmeyi, o gün işyerinde yapması gereken işleri düşünür. Bir esnaf gün içinde yapacağı ödemeleri, gelecek malları, dükkânda yapılacak sayımları, düzenlemeleri düşünür. İnsanın bunları düşünmesi kadar doğal bir şey yoktur. Buradaki sıkıntı insanın, “gözünü ilk açtığı anda” doğrudan doğruya bu dünyevî meşgalelerin zihnine yüklenmesidir. Oysa şuurlu bir mümin uykusundan uyanıp da gözünü ilk açtığı anda her şeyden önce bir güne daha sağ-salim başlamış olması sebebiyle Rabbine hamdederek yatağından doğrulur. Peygamberimizin (s.a.v.) her gün ilk uyandığında dediği gibi “Bizlere [uyku yoluyla] ölümü tattırdıktan sonra tekrar dirilten Allah’a hamdolsun” der. Ne kadar önemli bir dua! Gerçekten de bizler, uyuduğumuzda yarı ölü bir duruma intikal ederiz. Artık dış dünya ile irtibatımızı koparırız. Nice insanlar var ki bir daha uyanamazlar ve yarı ölüm olan uyku, tam ölüme dönüşür. Rabbimiz ne buyuruyor? “Allah, ölenin ölüm
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İSLAMA GÖRE DÜĞÜN MERASİMİ: Bizler için en hayırlı Dini seçen Allah Azze ve Celle’nin ismi ile… O’na hamd, Rasûlüne salat ve selam eylerek… Gönderilmiş olduğumuz dünya semasında Müslümanlar olarak her daim imtihan edilmekteyiz. Bu imtihanlar bazen maddiyatımızla bazen de maneviyatımızla alakalıdır. İman eden bir kul aslında imtihanlara tabi edilmeyi kabul etmiştir. Çünkü iman; beraberinde nefse ve nefsin kötü isteklerine karşı mücadeleyi gerektiren bir olgudur. Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ‎اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ “İnsanlar ‘iman ettik’ demekle kurtulacaklarını mı sandılar?”(Ankebut:2) وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ ﴿٣﴾ “Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan (imtihandan geçirmişizdir.) etmiştik. Allah doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” (Ankebut: 29/3) اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ. سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ ﴿٤﴾ “Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar! (Ankebut:4) Allah Subhânehu ve Teâlâ bu ayeti kerimelerinde açıkça her Müslüman’ın imtihan edileceğini bildiriyor. İşte bu imtihanlardan bir taneside günümüzde evliliğin ilanının bir adı olan düğün merasimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü toplum arasında düğün merasimleri genellikle haram içerikli eğlenceler kullanılarak yapılmaktadır. Özenmeyi ve insanları taklid etmeyi seven bir topluma sahip olduğumuz için düğünler genellikle; ya batının adetlerine, veyahutta yörelere has olan ve ismine örf denilen İslam dışı eğlencelere göre düzenlenmektedir. Bu da Müslüman bir gencin düğün merasimi yaparken bazı
NASUH TEVBE İLE TEVBE EDELİM “Kişinin günahlarından dolayı tevbe etmesi fevri (hemen yapılması gereken bir tevbe) mi, yoksa tevbeyi erteleyebilir mi?” Tevbede asıl olan fevrilik mi? Yoksa terahi mi? konusu tartışılmıştır. Genelde ulema, tevbeyi tehir eden kulun Allah’a dönüşü ertelediği için günahkâr olduğunu ve bundan dolayı da ayrıca tevbe etmesinin gerektiğini söylemiştir. Zira kul tevbe edene kadar kendisinin “âsi” ismi gitmez. Nasıl ki Müslüman olana kadar küfreden inkârcılardan “kâfir” isminin gitmediği gibi. Bu açıdan, “isyankâr” sıfatını üzerimizden hemen atmak için tevbede aceleci olmak gerekir. Burada şunu da belirtmekte fayda vardır. Kötülüklere dalan insanlar, “nasıl olsa yandık” mantığı ile yaptıklarının hiç birisinden acil dönüş yapmak cesaretini ortaya koyamıyorlar. Bu hâl, tevbenin parçalanıp parçalanamayacağı meselesiyle ilgilidir. Hâlbuki kişi, işlediği birçok günahın hangilerinden tevbe ederse o alanla ilgili yapmış olduğu tevbesi geçerlidir. Kısacası, tevbe parçalanabilir. Önemli olan ya bütün hâlinde veya hangi konuda tevbe yapılıyorsa tevbenin “nasuh”[1] olmasıdır. Seyyid’ü-l Kurra diye bilinen âlim sahabi Ubey b. Kab (r.)’ın nasuh tevbe tarifi şöyledir: “Memeden çıkan süt, nasıl memeye geri dönmüyorsa kişinin de günaha tekrar dönmemesi hâlidir.” Böyle nasuh bir tevbenin şartları şunlardır: 1.Dille sürekli istiğfarda bulunmak. 2.Bedenle işlenen günahları terk etmek. 3.Günaha girmeyi gönülden bile geçirmemek 4.Kötü dostlarla beraberliği terk etmek.[2] Ebedî olarak bir daha günahlara dönmemeyi ilke edinip yeni bir üslupla geçmişi tamamen tasfiye etmek olan tevbenin[3] bazı merhaleleri vardır. Tasavvuf bilginleri tarafından üzerinde çokça durulan ve izah edilen tevbenin merhaleleri şunlardır: 1. Yakaza (Ürperti): “Kalp kapısı çalınır ve
İslamda Evlilik Öncesi Kadın Erkek İlişkileri
İslam'da evlilik öncesi kadın erkek ilişkileri Sakarya Alifuatpaşa İlhan Tan Tesisleri Camii İmam-Hatibi Hüseyin Çelik Hoca tarafından hazırlanan “İslam'da Evlilik Öncesi İlişkiler ve İyi Bir Aile Olmak” konulu vaaz . İslam'da evlilik öncesi kadın erkek ilişkileri Nikahın Tanımı. Nikah sözlükte iç içe girmek bir araya gelmek evlenmek cinsi ilişkide bulunmak gibi anlamlara gelir.İstilahta ise kadın ve erkeğin yaşamlarını birleştirmek amacıyla yaptıkları evlenme akdine denir. Evliliğin meşruiyeti kitap sünnet ve icma ile sabittir. Kitaptan delil (nur 32) ve (nisa 3) sünnetten delil buhari (savm 10) Evlenmenin amacı: Erkek ile kadını harama düşmekten korumak huzurlu bir aileyi oluşturmak ve cemiyete iyi bir nesil yetiştirmektir.Şehvet duygusu neslin devamı için bir araçtır peygamber (sav) evleniniz çoğalınız çünkü ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere övüneceğim buyurmuştur. Camius-sağir 1/110 Evlenmenin Hükmü: Bu soru tüm Müslümanlara sorulsa % 80 i sünnettir diye cevap verecektir. Oysa ki evlilik kimisi için farz kimisi için sünnet kimisi için de haramdır. Meselenin özeti şudur evlenmemesi halinde harama düşme ihtimali yüksek olan ve mali durumu yeterli olan kişinin evlenmesi farzdır. Harama düşme ihtimali olmayan normal insanın evlenmesi sünnet evlenmesi halinde eşine karşı kötülük edeceğini ve ona karşı kocalık vazifesini yerine getiremeyeceğini bilen kişinin evlenmesi haramdır. Aynı şekilde huysuz zalime bir kadına ahlaklı halim bir adam teslim etmekte böyledir. Evliliği geciktirmemek: Evlilik bir ibadettir onu geciktirmek doğru değildir. Peygamberimiz Hz. Aliye ya Ali üç şeyde acele et Vakti girince namaz kılmada, cenazeyi defnetmede birde kız evladı yetişince dengini bulup evlendirmede acele et buyurmuştur. Unutma eski hatıralar yeni yuvayı tehdit eder
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Hakiki bayram, dört beş yerde imtihanı verdikten sonra ahirette olacaktır. Bir tanesi ölüm hâlidir. Peygamber efendimiz yemin ederek buyuruyor ki: (Bir mümin ömrü boyunca Cennetlik amel işler ve artık Cennete girmesine bir zra, yani 40–50 santim kalmıştır. Orda bir yanlış iş yapar, Cehenneme gider. Bir kâfir, 80 yıl küfür eder, 80 yıl isyan eder, artık onun Cehenneme girmesine bir zra kalmıştır. O da tevbe edip kelime-i şehadet getirir, hiç günahsız Cennete gider.) O halde, Aşere-i mübeşşere hariç hiç kimse, son nefesten emin olamaz. Daima uyanık olmalı, dikkatli olmalı. İmanı, başın üzerinde kaçacak kuş gibi bilip, kaçmaması için dikkatli olmalı.
Din