Konumuz, her günün sabahında ilk olarak yapmamız ve her günün akşamında son olarak yapmamız gereken şey ile ilgili.
Sabah uyandığımızda aklımıza ilk olarak ne geliyor? Nasıl bir düşünce ile uyanıyoruz?
Eğer ilk olarak aklımıza o gün içinde yapmamız gereken işler listesi geliyorsa o zaman hayatımızın gidişatında bir değişiklik yapmanın vakti gelmiş demektir.
Çoğu zaman günlük hayatın koşuşturmacası bir girdap gibi bizi kendisine çeker.
Bir ev hanımı sabah kalktığı andan itibaren kahvaltı hazırlamak, çoluk-çocuğu okula hazırlamak, evi temizlemek, bulaşık, çamaşır, yemek yapmak gibi günlük rutin işleri düşünür.
Bir öğrenci sabah kalktığı andan itibaren o gün okulda var olan dersleri, şayet sınav olacaksa sınavı, ödevi düşünür.
Bir işçi sabah kalktığı andan itibaren kahvaltısını yapıp hemen yola koyulmayı, servise, dolmuşa, otobüse yetişerek iş yerine vaktinde gitmeyi, o gün işyerinde yapması gereken işleri düşünür.
Bir esnaf gün içinde yapacağı ödemeleri, gelecek malları, dükkânda yapılacak sayımları, düzenlemeleri düşünür.
İnsanın bunları düşünmesi kadar doğal bir şey yoktur. Buradaki sıkıntı insanın, “gözünü ilk açtığı anda” doğrudan doğruya bu dünyevî meşgalelerin zihnine yüklenmesidir. Oysa şuurlu bir mümin uykusundan uyanıp da gözünü ilk açtığı anda her şeyden önce bir güne daha sağ-salim başlamış olması sebebiyle Rabbine hamdederek yatağından doğrulur. Peygamberimizin (s.a.v.) her gün ilk uyandığında dediği gibi “Bizlere [uyku yoluyla] ölümü tattırdıktan sonra tekrar dirilten Allah’a hamdolsun” der. Ne kadar önemli bir dua! Gerçekten de bizler, uyuduğumuzda yarı ölü bir duruma intikal ederiz. Artık dış dünya ile irtibatımızı koparırız. Nice insanlar var ki bir daha uyanamazlar ve yarı ölüm olan uyku, tam ölüme dönüşür. Rabbimiz ne buyuruyor?
“Allah, ölenin ölüm