...yükseklerden insanın kemirgen bir hayvan olduğu apaçık görülüyor... aslında her gün uyuyup uyanmasak her şey çok daha yolunda gidecekti. altı ay uyuyup altı ay uyanık kalsak... insanlar uykudayken, yağmur, rüzgâr, bu altı ay içinde insanın dünyada açtığı izleri siler, yok ederdi... gerçek kurgu buydu belki de, ne dersin? sanki insanın uyku düzeni bozulmuş... birdenbire, ya da yavaş yavaş... neden acaba? ölüm korkusundan olabilir mi?
UNUTMAK: insan her gün gördüğü yüzler arasından bir yüzü seçip unutmak isterse, bir varlığın, içine işleyen duygusundan sıyrılmaya çalışırsa başarısızlığa uğrar, o yüzü ve o varlığı çevreleyen her şeyi, sesinin ulaştığı, titreştiği genişliği, bakışlarının derinliğini, gezip dolaştığı, gidebileceği uzaklıkları, sığdığı ve taştığı her şeyi unutmak gerekir, unutmak, insan için, bütün bir zamanı unutmakla olanaklıdır, bir bakışı unutmak istediğimizde, büyük bir yitimi göze almak zorundayız. benim göze aldığım şey buydu, ancak böyle bir yitimin neden olacağı yıkımın altından kalkabilirse, insanın yeni bir yaşamı olabilir, ve insan bu yeni yaşamına çok derin bilgiyle, kaybın bilgisiyle sahip olur; ne yazık ki ben unutmayı beceremedim.
-gördüğün şeyleri, şu ormanda dans eden ihtiyarı bana anlatıyorsun ya, içimden, bunun gerçekte olup olmadığından kuşku duyuyor diye düşünüyorum, neden dersen, çünkü anlatırsan ancak, yaşadığın şey sana gerçekten olmuş gibi geliyor... insan yapayalnız kaldığını anlamak için bile kendisine bakan bir göz olsun istiyor, sen de böyle değil misin?
+keşke, yüreklerimizdeki acıya tek başımıza katlanacak cesareti bulabilseydik!
-kendisinden bir çirkinlik yansıyacağını, kabalık edebileceğini sezinlediği an çekip gider, durmaz orda, ne olursa olsun zerafetini kaybetmiyor hiç... bence her şeyin aslını istediği için böylesine zarif o, onun yanında ruhumun yüceldiğini hissederim, neden diye düşündüğümde, güzellik peşinde, o dünyada kendinin ve her şeyin en güzel halini arıyor, diyorum, bu nedenle, seni zorladığı şeyler yüzünden onu haklı haksız diye yargılayamam...