Tanrı merhametten de, şefkatten de daha büyüktür. Tabii, şiddet ve cezadan da. O'nda hepsi vardır, O'nda hepsi birdir. Bir olmak demek, çok olanı bir görünümde toplamak demektir, ama farklılıklarını silmeden, aynılaştırmadan, birbirine benzetmeden. Çünkü her varoluşun bir anlamı, bir gereği vardır. Çoğu zaman mesele Tanrı'nın ne olduğu değil, bizim onda ne gördüğümüzdür. Sevgi dolu olanlar merhameti görür, zalim olanlar şiddeti. Zeki olanlar aklı görür, aptal olanlar kör inancı; âlimler bilimi görür, cahiller mucizeyi.
Evet aklımın sınırları vardı; tıpkı her şeyi görmeyen gözüm, her frekanstaki sesi işitmeyen kulağım, her kokuyu seçemeyen burnum, her yediği şeyi öğütmeyen midem, her yükü kaldıramayan omuzlarımın bir sınırı olduğu gibi aklımın da sınırları vardı.
Başta basın, radyo-televizyon olmak üzere medya ve bütün sanatçılar, bize zamanı öldürmeyi öğretti. Geleceğin, istikbalin bir manası yoksa, bugünü nasıl yaşayabilir?