Munzeva

Munzeva
@munzeva
Sırf ingilterede popüler oldu ve yıllar önce de sırf içinde aşk (kime göre?) geçiyor diye her yerde Kürk Mantolu Madonna fotoları, okumaları, alıntıları çiçek açıyor. Ucuz bir dengesizlik bu ve bir tek beni mi delirtiyor bilmiyorum. Şöyle açıklayayım: Bi tüccar var. Tüccar size değerli pırlantalar pazarlıyor. Pırlanta tanıdık, pırlanta çokça reklamla pazarlandığı için değeri bilindik. Ama meğer ki tüccar bi elmas keskicisiymiş ve size sadece en değerli elmasının kırıntılarını satıyormuş. O elmas İçimizdeki Şeytan işte. Ve bunu bilenler Lady Gaga'nın Diseases değil de Abracadabra şarkısı daha çok ünlü oldu diye kahrolduğundan daha çok bu ucuz dengesizliğe kahroluyor. O derece.
Reklam
BENCE en iyi anlayıp, incelemesini yaptığım(ı düşündüğüm...) 2-3 kitaptan biridir. Çoğu kimsenin İ.Y.yi pek anlamadığını düşünüyorum, farklı bir perspektifle bu sorunu kırmak isteyenler incelememe bakabilir :)

Munzeva

@munzeva
·
Neredeyse kitabın kendisi kadar uzun bi inceleme .d
"Kusurlu Ruh, Yanlış Dünyada Doğan, Sorunlu Zihin, Duygusuz Piç, Beceriksiz Oe.." Kısacası: Yozo. Japon modern edebiyatının başat eserlerinden sayılan İnsanlığımı Yitirirken romanının, daha doğrusu "Ben Roman"ının başrolü, Osamu Dazai'nin çekingen otobiyografisinin sembolü ve de bizlerin hem kendimizden bir şeyler bulduğumuz hem de yeri gelince en ağırından sayıp sövdüğümüz o kırık kişisi. Bu Yozo öyle biridir ki, okurken bizlere "ya ne kadar duygusal ve bir o kadar da anlayışsız!" diye sitem ettirir. O derece kırıktır. Bize çocukluğunu okuturken saf bir melankolik izlenimi sunar ve kendine acındırır, düşünüp soluklanmak üzere kalemi elimize aldığımızda "Çok fazla duyarlı. O kadar duyarlı ki bir minicik duyguyu bile dağ gibi hissediyor, bundan sebep de maddi dünyayla ilgilenecek bir nefes anı bile bulamıyor. Yozo duyguları algılamak için doğmuş biri gibi, manevi bir yapıda olup da maddi olan bu dünyaya kazara düşmüş bir kurban sanki." diye yazdırır (YAŞANDI.) Ancak sonra aynı Yozo güncelerini okuyup bitirdikçe bizi kendinden kademe kademe uzaklaştırmaya başlar. Ve en sonunda bir kadının t.cavüze uğrayışını sadece izlemekle yetindiği o noktada bizi kendinden tamamen nefret ettirir. En sonunda, "Böyle adam olmaz olsun. İnsan bu kadarına da tepki vermeden duramaz ya, bu herif düpedüz anlayışsız!" diye sitem ederiz. Halbuki Yozo sorununun ne olduğunu başından beri söylüyordur, böyle birinden çıkacak sonuca şaşırmamamız gerekir. Sadece biz onun kolay kolay görülmeyen bir garip bir tip olduğunu anlamayarak biz yanlış kanıya varmışızdır. Yozo ortalama varlıklı bir ailede doğmuştur, etrafındaki herkesin en önemsediği şey para ve birbirileriyle olan ilişkileriyken Yozo ne babasının ona ısrarla aldığı hediyeleri ne de evdeki hizmetçilerin birbirilerini çekiştirmelerini
Jane Eyre okuyanlar neyden bahsettiğimi çok iyi anlayacaktır sanırım, ben şahsen ilk defa okuyorum ve yarıyı bitirdim. Ama şu an adını her seferinde rotchild ya da rockafeller diye yanlış hatırladığım zengin herif rochester ile jane'nin nişanını nasıl bir son beklediğini hiç bilmeden bile anlayacak kadar ürktüm. Allahım yarabbim, adam bildiğin lovebombing teriminin kurucusu; öyle bi dozda jane'ye yağdırıyor ki ulan bunun sonu kesin feci bi şey diyip korkudan günlerdir kaldığım yerden ilerleyemiyorum. Muhtemel geleceği, olacak olanı düşünmekten kitabı okuma iştahım kaçtı resmen. Ah janet'im, üzümlü kekim, o da başına ne geleceğini az çok seziyor ama kuş kafesinde kalmış işte, öyle ne yapacağını şaştı kendi de. Ben bu korkuyla nasıl devam edeceğim ya .d Jane EyreJane Eyre
İnternetin faydalarını yanlış anlayan eleman.
Bazen tanıdıklarımın insta beğenileri önüme düşüyor (nadiren, sebebini birazdan anlarsınız) hepsi de nasıl kitap okunur bunun hakkında konuşan fransız yazar, makale uzmanından bilmem ne dönemi tarihçesi, hithock filmlerinden sahneler üzerine alıntı yazılı postlar filan. Benim beğeniler ise japon kanjisiyle dehset purna yazılı tişört yapma videoları minvalinde. Algoritmam öylesine karamizah bataklığına dönüşmüş ki arkadaşların ultra elit beğenilerine ayırmalık yer yok.
Bu gün queen bey'in lemonade albümünü bi baştan sona dinleyeyim dedim. Ama dinlerken yanlışlıkla yine ergenliğime dair güzel hatırladığım bi detayın gerçek yüzünü fark etmiş oldum. Albümün adı lemonade ama bana kalırsa "kocam beni aldatmadı, yattığı kadın twerkçi kevaşenin tekiydi sadece. Onu sadece ben sevebilirim ben sevebilirim." olmalıymış. Ya sen benim ergenliğimin ilk dönemleri kadınlığa dair en hayran hayran imrendiğim ikonlardan biriydin, o superbowl performansları, o hauntedler o minelar o pattitionlar, o albümler! Lemonada albümünün de hayatımda güzel hatırladığım bir dönemde dinlediğim ve aklı havada bi ergenliğin etkisinde olduğum için sözlerine dikkat etmediğim güzel bi detay olduğunu sanırdım. Ama queenliğin de bey'liğin de çürükmüş be hocam. Diyemiyosun ki ben michael jackson kariyerine obsesyon düzeyinde kafayı takmış biriyim ve bu yolda ne pisliğe bulaşmam gerekirse bulaşırım umursamam, hatta müstakbel eşimin bundan yıllar önce 12 yaşında bi kızı gözümün önünde istismar etmesine rağmen onun tüm pisliklerine susarım, çünkü bu adam bana imkan sağlama gücüne sahip olduğu için sırtına yapışmaktan başka çarem olmadığını düşünüyorum, o yüzden de aldatıldığım için toplumun benden ayrılmamı beklemesi işime gelmiyor, ben de bu yüzden her ensesi kalın zorbanın tercih ettiği gibi pisliğimi güçsüz olana kusmaya karar verdim, ayrılmamam garip görülmesin diye de aldatan kocamı değil güçsüz olan kadını hedef belledim, bu albümü de sırf öfkemin hıncını ondan çıkarayım, onu rezil edeyim diye yaptım." Diyemiyorsun ki "ulan jay, senin amk şerefsiz herif, beni nasıl aldatırsın, uçkuruna kibrit suyu dökülsün." Ama yook, bunların yerine sadece "o kadın kevaşeydi ve seni sadece ben sevebilirim" sözlerini tekrar edip duruyorsun bey. Ergenliğimin "en ikonik kadınsı
Müzik
Reklam